18 Kas 2007

Kelebek

Bir küçük kız çocuğuydum. Ekin tarlalarının arasında koşan... Bir küçük kız çocuğuydum ne olduğunu bile anlamadan tarlalarından uzaklaştırılan...

Benim doğduğum yerin ismi Kelebek... Bir dağ köyüdür Kelebek. Papatya tarlalarında uçuşan narin kelebeklerden almıştır adını... İçine kusmak istediğim bu dünyaya orada bir köy lojmanında "merhaba" demişim. Babam kucağına almış beni, tenimi koklamış da bebeksi kokumdan vermiş ismimi... Güneye baktığı için evimiz babam boy boy kavaklar dikmiş bahçemize, yaşamın pis kokusunu savursun diye güller ekmiş... Kokusunu çoktan yitirmiş güller...

Konuşmayı öğrendim kavaklardan, rüzgarla fısıldaştıklarını işittim, ben de katıldım onlara... Kavaklarla beraber büyüdüm ben...Okula gitmeden öğrendim yazmayı, çizmeyi, okumayı. Okula gitmeden masal kitapları okudum, gazeteler okudum... Küçüktüm; akşamları gaz lambasını açıp da annem ve babam okurken bana yabancı gelen kitapları, ben de bitirirdim bütün masal kitaplarını...

6.yaş günümü kutladığımız gecenin şafağında kocaman kocaman yeşil arabalar geldi lojmanın bahçesine. Seslerine uyandım. Hiç öyle büyük arabalar görmemiş ve kulağımı acıtan sesler işitmemiştim daha önce. Önce okul arandı didik didik...Tebeşirler yerlere atıldı, dört mevsimin resmini çizdiğim pano kırıldı...Okul şiddetle tanıştı... Okulun canı yandı... Taş bina heybetinden utandığı için ağlayamadı... Siyah giymiş adamlar gecenin karanlığında evimize doğru kocaman adımlarla geldiler... Babam kitaplıktaki kalın kitaplarını saklamaya çalıştı, en çok okuduğu kitapları kucağıma koydu, kulağıma bir şeyler fısıldayarak beni pencereden aşağıya indirdi… Minik bileklerim kitapların ağırlığında ezildi, ezildi; ama birini bile bırakmadım, sıkı sıkı sarıldım siyah adamların aradığı kitaplara. Gül bahçelerinin içine gizlendim. Minnacık ellerimle bir çukur açtım toprağa... Uzun kavak ağaçlarının köklerinin yardımıyla kitapları attım kazdığım çukura... Toprakla örttüm üstlerini... Kitaplar mezarlarına girdiler... Güllerin içine gidip çömeldim. Büyük arabaların ışıkları yandı...Yüzüm bir anda aydınlandı... Arka koltukta oturan canım babamdı... Siyah adamlar babamı aldılar. Okumak kötü bir şeydi. Kitaplar tehlikeliydi... Küçük yüreğim bunu çok erken kabullenmişti...

1 yorum:

  1. **sevğili burcu hanım yazdıkların beni çokduygulandırdı ben baba nın öğrencilerinden fadime özdemir inşallah yazdıklarım sana ulaşır ablan emek ve seninle yıllarca beraber çocukluğumuz geçti bana cevap yazmak istersen çokmemnun olurum bana ulaşmak için bilgili.seyma@hotmail.com bu msn adresim hoşçakal

    YanıtlaSil