6 Şub 2014

Serenad


Bu çarşamba bir fuar için Antalya'daydım. İşlerimi hallettikten sonra beni alacak arabanın gelmesine iki saat olduğunu fark ettim. Kaleiçi'nde biraz gezindikten sonra kitapçılardan birinin vitrinindeki Serenad dikkatimi çekti. Bu Zülfü Livaneli kitabını nicedir okumak istiyordum. Hemen daldım kitap dükkanına. Rafların en üstüne uzanmaya çalışan orta yaşlı bir adamdan kitabı rica ettim. "Hangisinden vereyim?" diye sordu. Beni anlamadığını düşünerek kitabın ismini tekrarladım. Bu defa ön kısma uzanıp iki kitap çıkardı. Afilli kapağı işaret ederek "Bu 35, diğeri 27" dedi. Ucuz olanı daha sade duruyordu. Ondan alarak biraz da şaşkınlıkla çıktım dükkandan. Oturmak için bir kahve ararken aslında bütün bunların kitabın bağlı olduğu yayınevi olan Doğan Kitap'ın saçmalığından başka bir şey olmadığını düşünüyordum. 35 lira bir kitap, ikinci günün sonunda yeni bir kitaba başlayacak olsam bunu da bir aya yayarsak... Korsan kitaba tamamen karşıyım ama en lüks ihtiyacı kitap okumak olan ve bu konuda ne kadar harcarsa harcasın zerresine acımayan bana bile fiyatlar çok fahiş geliyordu.
Kahvelerden birine oturup kitabı heyecanla okumaya başladım. Araba geldi, beni aldı. Alanya'ya kadar yol boyunca okudum. Eve geldikten sonra okumamak için kendimi frenledim. Böyle severek okuduğum yazarların kitaplarının bir solukta bitmesini istemiyorum. Ne yalan söyleyeyim bitecek diye kıyamıyorum okumaya.

Lakin öyle de oldu. Bütün karşı koymalarıma rağmen kitap ikinci günün akşamında bitti. Livaneli Struma Gemisi, Yahudi Soykırımı, Mavi Alay, Scurla Raporu gibi tarihsel gerçekliklerin etrafında bir hikaye oluşturmuş. Bu öyle inandırıcı bir anlatı ki kitap bittikten hemen sonra kendimi internette Profesör Maximilian Wagner ismini araştırırken buldum. Zülfü Livaneli, romanlarında farklı kurgu teknikleri yaratmayı çok seviyor. Dolayısıyla geçişlerde roman karakterinin sık sık yer ve mekan belirtmesi açıkcası insanı biraz yoruyor. Livaneli'nin dili her zaman çok yalındır. Bunu da roman kahramanlarının ağzından yazdığı birkaç kitabında şu şekilde açıklamıştır. "Ben bir yazar değilim yalnızca başıma gelenleri anlatıyorum. Yazdığım metin amatörce gelebilir."

Bu olumsuz bir özellik gibi görünse de ben her zaman Livaneli kitaplarını okumaktan büyük bir mutluluk duymuşumdur. Tek isteğim bundan sonra Doğan Kitap ile çalışmaması zira özensiz basım, tekrarlayan paragraflar, kelime hataları beni oldukça rahatsız etti.

1 yorum:

  1. Zülfü Livaneli'yi ilk defa okuma fırsatı buldum. Ancak, daha önce neden herhangi bir kitabının elime geçmemiş olması konusunda hayıflandım.

    Serenad öyle sade bir dille yazılmış ki bir günde kendimi alamadım ve sonuna çok az kalmışken ara verdim. Açıkçası kurguları çok sevmem ve öğretici ya da tarihle bağlantı kurmayan romanlar pek tercihim değildir. O nedenle, Livaneli'nin bu kadar ince detayları ve tarihi bu kadar naif ve gerçek bir aşk hikayesiyle anlatmasına bayıldım.

    Ama benim de dikkatli bir okuyucu olarak gramer ve baskıdaki bazı hatalar gözümden kaçmadı ve okurken rahatsız etti, ki hiçbir okuyucunun gözünden kaçacağını sanmıyorum bu eksikliklerin. Kitap evinin en azından bundan sonraki baskılarında bunlara önem vermesini öneririm.

    Tarihi gerçeklerden bazı öğeler kullanıp böyle güzel kurgulanmış bir roman için tek kelimeyle muhteşem diyorum.

    ZK

    YanıtlaSil