14 Mar 2014

Çocukluğa yolculuk...





Geçtiğimiz hafta ailemle Adana'ya babaannemi ziyarete gittim. Sonra Mersin'e geçtim. Orada da birkaç gün kaldıktan sonra senelerdir özlemini çektiğim Kelebek Köyü'ne gittim. Doğduğum ve 6 yaşıma kadar yaşadığım lojmanı gördüm. Benim için yalnızca bir oyun alanını ifade eden ve çoğu zaman annemin göz önünde ayrılmamam için bir kenara oturttuğu köy okulu gördüm. Köydeki insan sayısı yok denecek kadar az. Dolayısıyla okul artık kullanılmıyor. Çürümeye terk edilmiş. Boş diye, bir aile yerleşmiş lojmanımıza. Sınıflarımızı depo yapmışlar. Bu durum o kadar zoruma gitti ki gözlüklerimin ardına sığınıp bir kenarda ağladım.


Evim... Yaşama dair ilk anılarım...


Ölüme terk edilen okulumuz...






Kelebek'in içerisinden trenler geçer. Küçükken trenin sesini duyar duymaz köpeğim Toni ile birlikte koşarak tam bu noktaya gelir, treni seyrederdik. Şimdi hala trenler geçiyor ancak ne Tonim kaldı ne de çocukluğum...



* * *

Kelebek'ten sonra benim için çok büyük bir özelliği olan Parmakkurdu Köyü'nü de ziyaret ettik. İlkokulu burada okumuştum. Ailemle yedi senemizi burada geçirmiştik. Kelebek'in aksine Parmakkurdu büyümüş, gelişmiş. Köy halkının bizi sevgiyle karşılaması beni hem şaşırttı hem de çok mutlu etti. Evlerinde misafir etmek isteyenlerin sayısı o kadar çoktu ki. Burada daha mutlu zaman geçirdim. Çocukken en yakın olduğum iki arkadaşımla da görüşme şansım oldu.

İlkokula ait bir fotoğraf. İki yakın arkadaşım, öğretmenimiz annem ve mavi hırkalı ben...

Zeliha evlenmiş bir de kızı var. Hiç değişmemiş yine aynı ağırbaşlı, çekingen ve kırılgan Zeliş. Çok özlemişim, çok.

Muharrem Edebiyat öğretmeni olmuş. Mersin'de yalnız yaşıyormuş. Geleceğimizi öğrenince köye geldi annesi ve babası da misafir etti bizi. O da hiç değişmemiş. Çocuk gözleri aynı. Yine beyefendi, yine ilgili.

Bu da köydeki lojmanımız. Çocukluğum bu evde geçti.










1 yorum:

  1. bir çift güvercin havalansa yanık yanık koksa karafil...

    YanıtlaSil