31 Tem 2014

Ulucanlar Cezaevi

Ulucanlar Cezaevi artık bir müze, içerisinde ölümlerin, zulümlerin, adaletsizliklerin sergilendiği bir yapı. Beş lira ödeyip giriyorsunuz içeriye, duvarda asılan hoparlörden Ahmet Kaya'nın "Şafak Türküsü" yükseliyor. Okları takip edip hücrelere ulaşıyorsunuz. Kapılar üzerinize kapanmıyor, arkanızda sizi küfürlü sözlerle ittiren bir gardiyan yok, fotoğraf makineniz boynunuzda merakla bakıyorsunuz bal mumu mahkumlara.




Işıksız koridorda insanlar haykırıyor. Sesler birbirine karışmış, "Çıkarın beni buradan, ben size ne yaptım, korkuyorum anne, Allahım bana yardım et!"

Burası ölüm kokuyor, ne boya ne badana ile çıkar bu ağır koku, Ulucanların duvarlarına işlemiş, kim bilir kaç kaybın mezarı bu zindanlar, bu sözde disiplin odaları. 




Erdal Eren'in ranzası önünde Ata, ikisi de çocuk. 








Sinan Cemgil'e babasının yazdığı bir mektup; Nurhak sana güneş doğmaz. 



Deniz'i, Yusuf'u, Hüseyin'i  ve daha nicelerini öldürmek için kurulan darağacı. Ben burada okudum lanetleri, Burada akıttım son gözyaşımı, en çok burada sıkıştı kalbim.

Bugün darbecileri yargılıyoruz diye beylik beylik nara atanlar, TSK'yı kuklalaştırmaya çalışanlar, sizin içeriye tıkıp psikolojik işkence yaptığınız nice asker, nice bilim insanı, nice gazeteci kim bilir şimdi ne halde hiç düşündünüz mü? Bu cezaevini müzeleştirirken amacınız neydi bilemiyorum ama sizin gençliğinizi getirmeli buraya, bir tur attırmalı. İnsanlar düşünmenin bedelini nasıl ödemiş görmeliler. 12 Eylülcülerden eksiğiniz yok fazlanız var, siz düşünce katilleri, siz bu memleketi bölenler, satanlar, kutuplaştıranlar ve onların peşlerinden düşünme yetisini kaybetmiş tıpkı birer zombi gibi ilerleleyen güruh, size değmez! Bu halk için savaşmaya değmez!

9 yorum:

  1. Sinop cezaevini gezmiştim,kalbim sıkışa sıkışa..dayanamıyorum..İnsan gezmeyine çok da anlamıyor orayı,oraya düşenleri...

    YanıtlaSil
  2. fotoğraflar ve metin beni çok etkiledi. o acıyı bir defa daha hissettim içimde. avluda volta atarken ne umutları vardı kimbilir hepsi dar ağacında söndü. fikirler hapsolmasın !!

    YanıtlaSil
  3. o kadar çok etkilendim ki yazdıklarından ama özellikle de fotoğraflardan..böyle bir yerin duruyor olması da müze olarak açık olması da beni çok şaşırttı..unutmamak için paylaşmak lazım. teşekkürler..

    YanıtlaSil
  4. Ben cezaevlerini gezemiyorum. Ulucanları bilmiyordum ama Sinop'u gezemedim. O insanların acılarına tanık olmak kaldırabileceğim bir yük değil. Düşüncesi bile ruhumu cendereye sokuyor, o insanlar ise hem ruhları hem bedenleriyle cenderenin içindeydi.

    YanıtlaSil
  5. Ankara'da yaşıyorum ama bir türlü cesaret edip gidemedim. Boğulurum ben orada. Yaşanan bunca kötü hatıradan sonra müze olarak ne işe yarar bilmiyorum yani.

    YanıtlaSil
  6. yüzleşmek cesaret ister

    evet belki dayanılmaz bir acı orada bulunmak,o duvarlara dokunmak ama bu film değil,gerçek.

    özellikle ergenleri sokup yüzleştireceksin bu acıyla o devrin gençleri nelerle uğraşırken bizimkiler dünyadan bihaber.



    YanıtlaSil
  7. Merhabalar. Bloguma ziyaretinizden sonra sizi buldum, iyi ki de gelmisim :) Yazilariniz cok guzel.
    Boyle bir yeri bence herkesin gorup hissetmesi gerek, dile getirelecekleri o kadar guzel yazmissiniz ki ekleyecek hicbir sozum yok. Sadece yasananlari anlayan anliyor :((

    YanıtlaSil
  8. Ben de UTANÇ MÜZESİ'ni ziyaret ettiğimde aynı duyguları yaşamıştım. Cezaevi Müzesini çektiğiniz fotoğraflar sayesinzde görmüş gibi oldum. Çok güzel nüanslara yer vermişsiniz bunun için çok teşekkür ediyorum. İki kelime de ben eklemek isterim. 12 Eylül kapitalist sisteme uyumun bir parçasıdır. Neoliberal sömürü bu dönemle başladı. Faili meçhuller, kayıplar hala içimizde bir yara. Halkın korkutularak, sindirilerek özgürlüklerinden koparılmışsa suçlu yine o günlerdir. Sorgulamayan bir gençlik yaratmak istediler amaçlarına da ulaştılar şimdi apolitik yaşanıyorsa siyasilerin işlerine geliyor. Bugün darbe yok ama yine düşünce suçu diye bir kavram var.

    YanıtlaSil
  9. O kadar ki fotoğraflara bakmak bile insanın yüreğini acıtıyor...

    YanıtlaSil