12 Ağu 2014

Asma

Asma, Aydın / Bozdoğan'ın bir köyü. Annem ve babamın tanıştığı köy. İkisi de köy öğretmeni, ayrı köylerde çalışıyorlar. Bir başka yazıda tanışma hikayelerini anlatacağım. Şimdi yalnızca ablamın doğduğu Asma'dan bahsetmek istiyorum.

Üzerinden otuz beş sene geçti, annemler Asma'yı görmeyeli.  Köye girildiğinde annem, ahırda çalışan bir nineye "Kolay gelsin" diye seslendi. Ninecik, ağır hareketlerle döndü "Sağ ol sen kimsin?" diye sordu, annem seneler evvel burada öğretmenlik yaptığını, şimdi ziyarete geldiğini söyleyince, nine bastonuyla anneme doğru birkaç adım atıp, "Aç mısın kadınım?" diye sordu. Emine Nine diğer köylüler gibi çok fakir, yalnız yaşıyor. O akşam hesapta olmayan bir yağmura yakalanıp, evi su almaya başlayınca kapının önüne oturmuş ağlıyordu. Bulabildiği naylonları taş duvarlar arasına sıkıştırmış,  nafile su alıyor elli senelik evi işte. Gözü çok ağrıyormuş, babam adına bioenerji demese de insanın enerjisiyle kendi kendini iyileştirebileceğine inanıyor, Emine Nine'nin yanına oturup, avuçlarıyla gözünü tuttu,, ertesi gün gözlüğü atmış Emine Nine, "Nasıl oldu?" diye sordu babam, "Şavkıyıverdi" dedi mutlulukla. Solgun bir kabak kökü vardı evinin önünde. Yalnızca üç kabak vermiş bu sene. "Bana yeter" diyor Emine Nine, o kıymet verdiği kabağının birini babama verdi, annem her ne kadar "Alma" dese de aldı babam, kadın kendini borçlu hissediyor bir şekilde teşekkür etmek istiyordu. Köy kabağı aracı oldu helalleştiler. 

Köy halkının bir bölümü yörük çadırlarında yaşıyorlar. Geçim kaynakları olan keçileri yazın mesirede otlatmak daha kolay. Köyde su yok, otuz beş sene evvel de yokmuş. Günde iki saat akıyor köy çeşmeleri. Susuzluktan meyve - sebze yetiştiremiyorlar. İncir ağacı su istemediğinden yalnızca incir yetiştiriyorlar. Bozdoğan pazarına inip keçi peyniri ile beraber satıyorlar. Köy dolmuşu da yok, yola çıkıp geçen kamyonları durduruyor çoğu, aracı olan çok az. 

Okul, kapanmış. Öğrenci sayısının azlığından taşımalı eğitime geçilmiş. Atıl halde duruyor. Köy lojmanı da kullanılamaz durumda, babam demir döküm sobasını gördü, bir yığıntının üzerinde öylece duruyordu. Bu manzara onu çok etkiledi, "Bıraktığım gibi değil hiçbir şey" dedi, yere düştü yüzü ama yine de yeniden Asma'da olmak yetiyordu mutlu olmaya.
Özellikle yüz kişiden seksen beşinin CHP'ye oy vermiş olmasına sevindi babam. Hüseyin Abi, "Öğretmenim ektiğin tohumlar bu oylar." dedi. Kıvanç duydu babam. Bir bedeli vardı CHP'li olmanın,  zamanında ödedi, ödedik.

Köylüler, misafir etme konusunda adeta yarıştılar. Öğrencisi Fatma Abla'yı tercih etti annem. Öyküsü çok acı, burayı hiçbir zaman okumayacak ama yine de yazmak istemiyorum. Bir sır değil ama başkasının hayatı. Mutlu oldu Fatma, yere göğe sığamadı, ne ikram edeceğini şaşırdı. Yalnız yaşıyordu ve bedeninin sağ kısmı baştan aşağıya felçti. O haliyle bile hizmet ederken pire gibi hızlıydı. 
Ertesi gün kasabadan annem onun için penyeler, yazmalar, havlular aldı. Hemen giymiş, yakışmış da. 
Asma'da acılar çok büyük ama insanlar yetinmeyi biliyorlar. Mutlu yaşayıp, şükrediyorlar.  










11 yorum:

  1. bir kitaptan bir bölüm okuyorum sandım komposizyonun kuvvetine hayran kaldım.

    YanıtlaSil
  2. Çok şirin bir köymüş sende çok güzel fotoğraflayıp yazmışsın zaten anlatış tarzını çok seviyorum adeta yaşıyorum anlattıklarını :)

    YanıtlaSil
  3. anne ve baban mutlu olmuş ve mutlu etmiş ne güzel şeyler bunlar
    paylaşmak istememişsin ama ben fatmanın hikayesini merak ettim doğrusu bir engellinin yalnız yaşaması çok zor bir durum ama hayata pozitifi bakmayı bilmesi bence herkese örnek olmalı

    YanıtlaSil
  4. Nasıl zamanda yolculuk yapmışlardır annenle baban... Ne hikâyeler var değil mi?

    YanıtlaSil
  5. Tam güzel gönüllü insanların hikayesi gibi olmuş. Ziyaret edenler de edilenler de...

    YanıtlaSil
  6. Aydın'da köy çeşmesi 2 saat akan bir köy....Çok enteresan geldi okuyunca... bizim ülkenin yöneticileri napmışlar bu zamana kadar?
    İnsanın inanası gelmiyor bu sefalete.Bu kadar zor mu altyapıyı oluşturmak..Hayret vallahi...
    Güzel bir paylaşım olmuş sevgiler

    YanıtlaSil
  7. Ne kadar güzel bir blog. Çok sevdim. Bu yazıyı ayrıca sevdim. Güzel günlerde ve guzel yazılarda bulusmak dileği ile. Sevgiler ...

    YanıtlaSil
  8. Batı'da bir köyün halen böylesi ilkel şartlarda susuz kalabilmiş olması inanılacak gibi değil.
    Burada okumasam zor inanırdım.
    Kafa yapılarının bedelini ödemekle ilgisi olmalı...
    Yazıktır bu insanlara...

    YanıtlaSil
  9. Ne kadar dokundu yazdiklarin.Yokluk icindeki insanlarin zengin gönülleri ..Sehir cocuguyum ama memlekêt havasi geldi yazinla buraya.

    Resimlerde yazida cok etkili. Sivas - Kangal Coban köpegi mi o yoksa?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet Sivas kangalı, keçileri güdüyormuş.

      Sil
  10. müthiş bir yazı beni etkiledin

    YanıtlaSil