28 Mar 2014

Ata Büyürken

Atoş büyüyor, artık kendisini bir bebek değil birey olarak görmemizi istiyor. Kendi seçimleri var, beğenileri var. Bu hem hoşuma gidiyor hem de zamanın nasıl bu kadar hızlı geçtiğine dair sürekli "vay be şu kadar olmuş, ne de çabuk." şeklinde beni şaşırtıyor. 

Ata ile ilgili gelişmeleri tuttuğum ufak bir defterim var aslında. Şu tarihte ilk dişi çıktı, şu tarihte ilk adımını attı gibisinden. Ancak buraya da not düşmek hatta minikle olan kısımları ileride bir anı kitabı olarak bastırmak bile istiyorum. O büyürken neler yaşamış, bilsin hep saklasın.
                                                                     
Ata, Tatliş'in taklidini yapmaya bayılıyor. "Ata, Tatliş ne diyor?" dediğimizde. Dudağını uzatıp minik kurtlar gibi "uuuuuuv" yapıyor.

Eline bir çatal ya da kaşık geçerse koşarak mutfağa gidip, bıcır bıcır söyleniyor sonra yere atarak düşmesine şaşırmış gibi "Aaaa" yapıyor. Yeniden yerden alıp ve yeniden alıyor. "Aaa aaa" Numaracı sıpa.

En sevdiği yemek, hemen her çocuk gibi, makarna ve patates kızartması. Kızartmayı çok yapmamakla birlikte makarna hep kurtarıcım oluyor.

Kremlere bayılıyor. Gel krem süreyim diyorum, kendi kremini getirip yanaklarını uzatıyor. Masaj gibi mi geliyordur nedir minnoş kendinden geçiyor, bıraksan sızacak.

Cilt bakımındaki başarı ne yazık ki saç bakımında yok. Saçlar bukle bukle olduğundan taranması zor ancak banyoda biraz tarayabiliyorum onun dışında ne mümkün. Fırça korkulu rüyası oldu. Ona göre saçlarını hep toplayacağız öyle gezecek.

Şimdiden kocaman bir araba koleksiyonumuz oldu, almayalım artık diyorum ama dedesi, torununa hiç kıyamıyor. Bu şekilde hangi eve nasıl sığarız bilemiyorum. Araba garajına, ki bu bazen koltuk kenarı, bazen orta sehpa bazen balkon demiri olabilir, arabalarını dizerken bir yandan da piyanosu çalacak. Ne özel zevkmiş.

Tospiği yaz yaz bitmez ama son olarak televizyon ile ilişkisinin sıfır olduğunu eklemek istiyorum. Zaten çok seçiciydi. Ben hiç oturup çizgi film izlediğini görmedim. Genelde iş makinalarını ya da wotwotları izliyordu. Ama en çok da kendi videolarını, küçük egoist. Şimdi hepsi mazi oldu. Fındık izlemesin diye evde tv hiç açılmıyor, bunun dönüşü ise gerçekten çok güzel. Kitaplarla vakit geçirip, arabalarını tamir ediyor. Legolarla ve yapbozlarla ilgileniyor. Farklı şeylere daha çok yöneldi ve daha hızlı keşfetmeye başladı. Tüm ebeveynlere önerimdir.

Küçük MİY taraftarı sahalara indi ancak jübilesini beklenenden erken yaptı.  





27 Mar 2014

Suriye'de deniz var mı?

Sahilde oturup denizi izlemekten sanırım hiçbir zaman bıkmayacağım. Kışın bütün o maviliğin ve ıssızlığın sahibi benmişim gibi gelirdi. Şimdi artık o sevdiğim tenhalık göçmen kuşlar gibi önümüzdeki kışa kadar buralarda olmayacak.

Bu sabah erken saatlerde kıyıda balıkçılar vardı. Bir de yaşlı Suriyeli çift. Onları daha evvel de görmüştüm ama çok çekingen duruyorlardı, neredeyse göz göze gelmedik diyebilirim. Bu defa Ata yanlarında oynamaya başlayınca, yaşlı teyze sevmek için hamle yaptı ve hemen ardından bana baktı. Gülümsediğimi görünce bir şeyler söyledi. Amca hiç Türkçe bilmiyor, teyze ise çok az. Biraz konuştuk. Belediyenin ayarladığı bir misafirhanede kalıyorlarmış. Bir hafta sonra Alanya'dan ayrılacaklarını söyledi. Denizi ilk defa Hatay'da görmüş."Suriye'de de deniz var." dedim. "Bize yoktu." diyerek görmediğini söyledi. Sanıyorum son bir 
haftalarını Akdeniz'i doya doya izleyerek geçirecekler. Ancak buna rağmen amcanın yüzü hiç gülmüyordu, teyze de mutsuzdu. Düşmemek için el ele yürüyerek gittiler. Anlaşılan o ki bu durumdan ne mülteciler memnun ne de yerleşikler.




25 Mar 2014

Alabildiğine Yeşil

Yeşile yolculuk yapmak gibisi var mı?  Ekin tarlası içerisinde yürümek, fıstık çamının gölgesinde dinlenmek. Yabani bitkiler gibi ben de hep orada dağ yolunda yaşasam, iki odundan bir kulübe yapsam. İç geçirmekle yetiniyor işte insan.


Yeşile giden yolda bizimle yürüyüşe çıkmak isterseniz, video için  Tık Tık




19 Mar 2014

Bir kıyıdan baktım dünyaya


"...Bir kıyıdan baktım dünyaya.
Bir mavilik bir açıklık,
Yosun kokusu hilesiz, kucaklamak istiyorum..."
                                                      Livaneli




17 Mar 2014

Dağlarına bahar gelmiş memleketimin

Dağ laleleri, sarı kantaronlar, sümbüller... Memleket şimdi rengarenk.
Kır çiçeklerine rastlamak, fotoğraflamak bana heyecan, mutluluk ve sonsuz huzur veriyor.









14 Mar 2014

Yalan Dünya Mağarası

Gazipaşa - Anamur yolu üzerinde, Çobanlar Mevkii'nde 'Yalan Dünya' adında bir mağara var. Yaklaşık 450 metre. Mağaranın sonu bir göçüğe çıkıyor, lakin uzmanlar kazı çalışmaları yapılsa kilometrelerce süren bir yol izleneceği kanısında. Mağarada dünyada benzerine rastlanmayan bir yarasa türü de yaşamakta. Dış ülkelerden pek çok biyolog bu yarasalar için Gazipaşa'ya gelip incelemeler yapmakta. Bu fotoğrafların ait olduğu video görüntüleri ve Gazipaşa Kaymakamı ile yaptığım röportaj bu akşam TRT Haber'de yayınlanacak.












Çocukluğa yolculuk...





Geçtiğimiz hafta ailemle Adana'ya babaannemi ziyarete gittim. Sonra Mersin'e geçtim. Orada da birkaç gün kaldıktan sonra senelerdir özlemini çektiğim Kelebek Köyü'ne gittim. Doğduğum ve 6 yaşıma kadar yaşadığım lojmanı gördüm. Benim için yalnızca bir oyun alanını ifade eden ve çoğu zaman annemin göz önünde ayrılmamam için bir kenara oturttuğu köy okulu gördüm. Köydeki insan sayısı yok denecek kadar az. Dolayısıyla okul artık kullanılmıyor. Çürümeye terk edilmiş. Boş diye, bir aile yerleşmiş lojmanımıza. Sınıflarımızı depo yapmışlar. Bu durum o kadar zoruma gitti ki gözlüklerimin ardına sığınıp bir kenarda ağladım.


Evim... Yaşama dair ilk anılarım...


Ölüme terk edilen okulumuz...






Kelebek'in içerisinden trenler geçer. Küçükken trenin sesini duyar duymaz köpeğim Toni ile birlikte koşarak tam bu noktaya gelir, treni seyrederdik. Şimdi hala trenler geçiyor ancak ne Tonim kaldı ne de çocukluğum...



* * *

Kelebek'ten sonra benim için çok büyük bir özelliği olan Parmakkurdu Köyü'nü de ziyaret ettik. İlkokulu burada okumuştum. Ailemle yedi senemizi burada geçirmiştik. Kelebek'in aksine Parmakkurdu büyümüş, gelişmiş. Köy halkının bizi sevgiyle karşılaması beni hem şaşırttı hem de çok mutlu etti. Evlerinde misafir etmek isteyenlerin sayısı o kadar çoktu ki. Burada daha mutlu zaman geçirdim. Çocukken en yakın olduğum iki arkadaşımla da görüşme şansım oldu.

İlkokula ait bir fotoğraf. İki yakın arkadaşım, öğretmenimiz annem ve mavi hırkalı ben...

Zeliha evlenmiş bir de kızı var. Hiç değişmemiş yine aynı ağırbaşlı, çekingen ve kırılgan Zeliş. Çok özlemişim, çok.

Muharrem Edebiyat öğretmeni olmuş. Mersin'de yalnız yaşıyormuş. Geleceğimizi öğrenince köye geldi annesi ve babası da misafir etti bizi. O da hiç değişmemiş. Çocuk gözleri aynı. Yine beyefendi, yine ilgili.

Bu da köydeki lojmanımız. Çocukluğum bu evde geçti.