30 Eki 2014

Çiçeklendi & Göbeklendi

Bizim bahçenin narları, çiçeklendi, göbeklendi ve tane tane meyve verdi. Kırmızı olanları bu yörede Gazipaşa olarak bilinir. Nar suyu ve nar ekşisi yapımında kullanılır. Açık renkliler ise daha tatlı olduğundan meyve olarak tüketilir. Ben en çok nar çiçeği halini seviyorum, taç yaprakları gelinciği andırsa da onun kadar nazlı değil, daha sert bir mizaca sahip. Rengi, kokusu başka.










23 Eki 2014

Hurma Ağaçlarının Altında

Alanya'da belediye peyzaj için ağaç olarak genellikle palmiye ve hurmaları tercih ediyor. Bunun en önemli nedeni sıcağa ve tuza dayanıklı olmaları. Ancak çoğu insan hurmaları da palmiye zannediyor. Özellikle meyvesizken ikisini ayırt edebilmek zor. Palmiyeler şekil olarak daha geniş yapraklıyken, hurmalar incedir. Aslında ikisinin arasındaki farkları ayrı bir yayında yazmak isterim. Şimdi biraz hurmalardan söz edelim. Peyzajda genellikle yaban hurması kullanılıyor. Hurmalar yerlere düşüyor, kuşlar ve yürüyüşe çıkan meraklı insanlar bunlardan topluyorlar. Tadında çok hafif bir mayhoşluk var. Bu, cinsinden kaynaklanıyor. Bu haliyle toplanıp, saman arasında olgunlaştırılabilir de. Hurma yemekten pek haz almasam da görüntüsüne hayran oluyorum.












22 Eki 2014

Sahilde

Bu mevsimde, deniz suyu her zamankinden berrak ve temiz. Balıklarla yüzebiliyor, dipteki taşları sayabiliyorsunuz.  Sahil de o eski kalabalıklığını yitirdi, böyle daha hoş oldu. Bugün su çok güzeldi, Ata da tadını bol bol çıkardı. Buraya yazmak için meteorolojinin sitesinden baktım deniz suyu sıcaklığı yirmi beş dereceymiş. 

Alanya'ya sonbahar hala gelmedi. Biz, kışı sonbahar gibi yaşayıp, sonra da ilkbahara geçiyoruz. Gündüz yine çok sıcak fakat geceleri hafif esintiler olmaya başladı. Uyurken ince bir pikeye sarmalanmak güzel oluyor. Şu da bir gerçek pencereler kapalı uyunmaz, hava akımı olmalı. Yattığımız odanın bir penceresini mutlaka açık bırakıyorum. Yağmurlara kadar bu böyle sürer. 







16 Eki 2014

Lap İnciri

Kaktüsgillerden meyveli bir bitki, üstelik doğada kendiliğinden yetişiyor. Alanya'da da çokça var. Kimseler cesaret edemiyor toplamaya, babam hariç. Babam nerede lap inciri görse, bir poşet geçirir eline meyvelerinden toplar. Soğutup, soyarak yer ve yedirir.  Sonra başlar dikenlerle mücadelesi. Bazen şakayla, "Sırtı kaşınan var mı? Elim tırmık gibi." der. Babamlara gittiğimde o incecik, sarı dikenler hiç dokunmadığım halde mutlaka beni bulur. Neredeyse dikenlerin yürüdüğünü rivayet edeceğim. Üstelik çıkarması epey zor, cımbız falan işe yaramıyor.

Hint inciri, dikenli incir, frenk inciri, eşek inciri diye geniş bir anılışı olan bu bitkinin yemişlerini, sonbaharda seyyar satıcılar, soyulmuş olarak taneyle buz arasında satıyorlar. Tadı çok güzel. Etli ve sulu bir tarzı var. İçerisindeki çekirdekler tohum olabiliyor, kendiliğinden yetiştiğinden tamamen organik çok da sağlıklı.








14 Eki 2014

Kedi Evi

Alanya Belediyesi Kedi Evi'nde, bir senedir sokak kedileri yaşıyor. Mekanı ise çarşının tam göbeği, böyle bir alanın sahipsiz hayvanların himayesinde olması beni çok mutlu ediyor. İnsanlar buraya yardıma muhtaç kedileri bırakıyorlar. Düzenli yemek ihtiyaçları karşılandığından kediler burada çok mutlu. Yağmurdan veya sıcaktan korunabiliyor, insanların girmesi yasak olduğundan kendi yuvalarında rahatça yaşayabiliyorlar.

Alanya'nın muhtelif yerlerinde mamamatik ve sumatikler var. Bir şişe su aldınız, bitiremediniz sumatiğe boşaltıyorsunuz, o su haznede bekliyor ve bir müddet sonra su kabına boşalıyor. Boş şişeyi de geri dönüşüm bölümüne atıyorsunuz, karşılığı hemen alttaki kaba mama olarak dökülüyor. Bu muhteşem bir teşvik. Hem hayvanlar doyuyor hem de her atık çöp değildir kampanyası yürüyor.













12 Eki 2014

Mandalina Kokuları Sahilde

Turunçgillerin en acelecisi ve en sempatiği olan mandalinalar ile kokuyor şimdi Akdeniz. Fotoğraflar bizim bahçeden, aşısız olduklarından çok doğal ve yabani bir tatları var. Yeşil olanları daha çok seviyorum ben. Aldanmamalı rengine asıl tat, yeşil ve miniklerde. Bir de mandişleri bıçakla soymaya çalışan turistler görüyorum, ne tuhaf.





10 Eki 2014

Affeder Bizi Mustafa Kemal

Ata'ya makas kullanmayı öğretiyorum. İlk çalışmamız özel olduğundan fazlaca yardım ettim ama bitince çok sevindi miniğim. Odasına asacağız. Öyle çok sevdi ki hep sarıldı afişe. Hırpalandı pembe kağıt, yırtılabilirdi de aslında. Sonuçta bir obje; büstler, heykeller de öyle. Kırılabilir taş, yanabilir mermer. Görmeye tahammül edemeyiz, ahlar çıkar ağızlardan, en çok da küfürler. Sinirlenir, avuçlarımızı sıkarız kanatırcasına. Ancak affeder bizi Mustafa Kemal, bilir ne çok sevdiğimizi. Aramızdaki ahmaklar yüzünden böyle müşkül durumda olduğumuzu anlar, sabreder. Tıpkı bizim gibi.