29 Kas 2014

Guava

Bahçemizin tropikal meyvelerinden guava, çekici bir kokuya, farklı bir tada sahip. İlk ısırıkta, tattan önce o baş döndürücü kokusu çalıyor gönlünüzü. Meyve suyu olarak bence içimi çok tatlı. Bardağın içerisindeki pembe görüntü, içmeye teşvik ediyor insanı. O şeker pembeliğini bir de reçel olarak tüketmek meyvenin şirinliğini adeta tescilliyor. Akdeniz ikliminde yetişmesi kolay ama çok bilindik bir meyve olmadığından ülkemizde tüketimi çok değil. Kavun ve armut arası bir tada sahip diye tarif edebilirim. Ağacın yetişmesi de çok kolay. Güney Amerika'da sebil gibi olduğu söylenir. Bitkinin tek istediği sıcak ve nem. Çok iyi bir antioksidan olduğundan hem çok sağlıklı hem de diyet yapanların en yakın dostu. 








24 Kas 2014

Antalya Oyuncak Müzesi

Ata'nın hoşuna gider diye ne zamandır aklımda olan oyuncak müzesine gittik. Müze, Kaleiçi'nde, yat limanının hemen yanında giriş altı lira, çekirdek aileyseniz de altı lira. İki yaş, henüz erkenmiş camekanların ardındaki oyuncakları izlemek için. Atoş, dokunmak için tutturmadı, sessizce izledi ama çok keyifli olduğunu da söylemek zor olur. Ben de çocukluğuma ait oyuncakları görür, anılarıma yolculuk yaparım diyordum o da olmadı. Zira müzede Türk oyuncakları neredeyse hiç yok. Korku filmini andıran bebekler, klasik arabalarla doldurulmuş raflar. Benim için standartların altındaydı. Yine de farklı oyuncaklarla tanışmak, çocuklar için farklı bir an olabilir, gidilebilir.





21 Kas 2014

Birazdan Kudurur Deniz

D vitaminin son demlerinin tadını çıkaranlar, kabaran deniz ve yaklaşan fırtına... Bu görüntülerin ardından, gece yağmur ve fındıktan da büyük dolu yağdı. Kısa sürdü ama çok şiddetliydi. Sabah ise dünkü patırtıyı sanki kendi çıkarmamışcasına kaçışan bulutlar, pırıl pırıl bir gökyüzü ve yakan bir güneş vardı. Saçaklarda su birikmemiş, sokaklar kupkuruydu, şahit olmasam geceki kapışmaya asla inanmazdım.







17 Kas 2014

Keçiboynuzu

Keçiboynuzu ağacını, Harnup olarak bilenler de olabilir, gördüğümde aklıma çocukluk anılarım düşüyor. Babam ve annemin öğretmenlik yaptıkları köyde, babam orman işletmeden keçiboynuzu fidanları getirtmişti, köylüler ücretsiz dağıtılan fidanlardan bol bol dikti. Biz de okulun bahçesine altı fidan dikmiştik. Benimle birlikte büyüdü fidanlar, meyvelerini topladık. Genç dallarına kendirden salıncak kurup, öğleden sonraları sallanmıştım şarkılar söyleyerek.

Seneler sonra bahçede yine bir keçiboynuzu ağacı var, bir salıncak kuracağım Atam da benim gibi rüzgarı arkasına alıp sallansın diye. Meyvelerini toplayan yok, arada ben dolgunlarından kopartıp babama götürüyorum. Eskiyi yad ederek yiyoruz karşılıklı daha doğrusu ben yer gibi yapıyorum, tabağımdakileri babamın tabağına koyuyorum, çaktırmadığımı sansam da babam da olanın bitenin farkında.









14 Kas 2014

Fatih Erkoç '92

1999'dan sonra beste - güfte yapan oldu mu sahiden? Olduysa da haberdar değilim. Kabul ediyorum tek tük beğendiğim şarkılar çıkıyor ancak onlar da toplasan bir elin parmağını geçmeyecek kadar. Sürekli 90'lar dinlemekten, keşfedecek şarkı bulamama sıkıntısı yaşıyorum. 70'ler ve 80lere de ara sıra uzanıyorum tabii. Özel günler için klip yapacağım da sevdiğim şarkılardan kullanmak istiyorum, bir bakıyorum adamlar Ceceli , İrem bilmem ne, Hande isteriz diyorlar. Onlar kim ya? Bana azap bana! Ben o montajda aynı şarkıyı defalarca dinlemek zorunda kalıyorum. Bu nasıl bir eziyet! Bazen de bencillik yapıp, "Bırak Burcu, ne halleri varsa görsünler, sevdiğin şarkılar ele ayağa düşmesin." diyorum. İşte o vurucu şarkılardan biri. Cefalar, söz ve müzik Erkoç'a ait. 2:59 ve 3:04 arasındaki efekt de pek hoşuma gidiyor.

11 Kas 2014

Yabani Siklamen

Dağ siklameni çok hoşgörülü bir çiçek. Toprağın sertliğine, iklimin elverişsizliğine aldırmadan açar. Gerçi buralarda havalar, öbek öbek çiçek veren soğanlarını henüz üşütmedi. Kayaları barınak bilir, sert rüzgarlarda arkalarına sığınırlar. Hedef olmaktan çekinip, bir yerlere saklanmak istercesine açık arazinden çok, yamaçları severler. Ben de ormanda bir yamaçta rastladım, kayalık bir arazide. Çamların iğne yaprakları ve engebe fotoğraflamamı zorlaştırsa da, güzeldi yakınlarında olmak yabani bir siklamenin.






10 Kas 2014

10 Kasım 1938 Perşembe



"Çok dermansızım Salih... Büsbütün başka bir adam oldum, şu ellerimin haline bak!."
Salih Bozok'a uzattığı elleri deri ile kemikten ibaretti. Parmakları titriyordu. "Büsbütün başka bir adam oldum. Hiç hafızam kalmadı,  değiştim Salih. Artık o eski adam değilim."

Atatürk koma halindeydi. Kütüphaneci Mehmet Nuri, berberleri Mehmet ve Rıdvan yanı başındaydı. Bir ara yatakta doğrulmak istedi. Rıdvan hemen koşup, Doktor Mim Kemal Öke'ye haber verdi. Odaya gelip, Atatürk'ü yatakta doğrultmaya çalıştılar. Tam o sırada Atatürk, Mim Kemal'in gözlerine anlamlı bakışlar göndererek, "Bana ne oluyor böyle?" dedi ve sonra tekrar "Beni yatırın." diye cılız bir sesle söylendi.

Mustafa Kemal Paşa'yı yatırıp odadan çıktılar. Kısa bir süre sonra Berber Rıdvan ve Mehmet yeniden odaya girdiler. Atalarının başında beklemeye başladılar. Atatürk usulca başını çevirerek, "Mim Kemal'in bu saatte, burada ne işi var?" diye sordu. İki arkadaş birbirlerine bakarak, "Efendim öylesine bir uğramışlar, gittiler zaten." dediler fikir birliği yapıp.

Atatürk bundan sonra sustu ve bir daha hiç konuşmadı.

Kaynak: Atatürk'ün Yanı başında Çankaya'nın Kütüphanecisi Nuri Ulusu'nun Hatıraları 2011,
 Atatürk ve Berberi  Yaşar Gürsoy 2013

3 Kas 2014

Kasım Papatyası

Papatya benim en sevdiğim çiçektir, hele ki kırda rastlamışsam. Buralarda kış aylarında dahi papatya görebilirsiniz. Şubat çiçekleri yayınında paylaşmıştım. Bunlara da kasım papatyaları diyeyim. Çam ormanlarının arasında gizlenmişler, sadeliğinden midir güzellikleri bilinmez ama o şaşalı buket güllere tek bir tanesini bile değişmem.