31 Mar 2015

Bademin Macerası

Badem genel olarak çok sevilen bir meyve ama mevsimi kısa diye, çok fazla önem verilmiyor. Genelde kayalık veya engebeli arazileri değerlendirmek için dikiliyor badem ağaçları. Yabani olanları pembe, diğerleri beyaz çiçek açıyor. Çekirdekleri doğaya atılınca, çimlenip bir ağaç olarak yeniden yeşeriyor.

Farklı zamanlarda bademin aşamalarını fotoğrafladım. Tomurcuktan, meyveye dönüşüm bir ay kadar kısa bir zaman zarfındaydı. Büyük çağlalar bilerek toplanmıyor, kart duruma gelene kadar ağaç üzerinde bırakılıp, kuru badem olarak yeniliyor. Şimdi burada pazarlarda çağlanın kilosu beş lira. Mevsimi kısa olduğundan birkaç hafta içerisinde bitecek. Kurusunu hiç sevmediğim için bu haliyle bulmuşken toplayıp toplayıp yiyorum. Hatta cebimde badem ile geziyorum.












27 Mar 2015

Sana Gül Bahçesi Vadetmedim

Gül fidanları arasında gezerken, adıyla örtüşen bir kitap geldi aklıma; Sana gül bahçesi vadetmedim.

Annemin elinde bir kitap görmüştüm. Bitirince okumak istedim. "Yaşına büyük bir kitap, sıkıcı bulursun."demişti.  Lise yıllarındaydım. Annemin ikazına rağmen okudum, sıkılmadım aksine etkisi uzun sürdü.

O zamanlar günlüğümün arkasına her ay kaç kitap okuduğumu yazar, beğendiğim satırları not alırdım. Bu kitaptan da şöyle eklemişim defterime;

 "Bak dinle sana hiçbir zaman gül bahçesi vadetmedim ben. Hiçbir zaman kusursuz bir adalet vadetmedim. Ben yalan şeyleri vadetmem hiç. Kusursuz, güllük gülistanlık dünya kocaman bir yalandır."









24 Mar 2015

İlk On Kitap Sobesi

Mavide bir nokta kitaplarla alakalı bir ankete beni de eklemiş. Doldurulması çok güç bir liste. Nasıl ayıklayabilirim, hangisine kıyabilirim bilemiyorum. Bakalım içinden çıkabilecek miyim.


En iyiye geriye doğru sayayım;

10.  Sorgulayan Denemeler / Bertrand Russell 
Düşündüren, sorgulatan, ufku açan bir kitap.

 9. Din Bu / Turan Dursun 
Yazar aslında bir imam- müftü idi. Din Bu serisini yazdıktan sonra bir yobaz tarafından öldürüldü. 

8. Devrim Tarihi ve Toplumbilim açısından Atatürk / Emre Kongar 
Öyle bir kitap ki okudukça yeniden yeşeriyor ağaçlar.

7. Yüzüklerin Efendisi / Tolkien 
Her fantastik kitabı okumam ama muhteşem bir seriydi. Filmi de öyle hayran bıraktı. 

6. Bye Bye Türkçe / Oktay Sinanoğlu
Türkçe arasına serpiştirdikleri yabancı kelimelerle yeni bir dil yarattılar; tarzanca.
Çevrenizde bu tip insanlar varsa, hediye edin mutlaka. 

5. Gülünün Solduğu Akşam / Erdal Öz 
Listeme hangisini alsam diye çok düşündüm. Halit Çelenk ve Nihat Behram var.
Üçü de ortak paydada, aynı duygularla anlatıyorlar Altı Mayıs'ı.
Birbirinden ayıramıyorum ama yine de Erdal Öz'ü ekliyorum listeme.

4. Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm / Zülfü Livaneli 
Livaneli'yi her kulvarda seviyorum. Bir numaralı adamım. Şarkıları, yazıları...
İyi ki var dediklerimden. Bu kitabı da farklı bir teknik ile yazmış. Çok hoşuma gitmişti.

3. Diriliş Çanakkale 1915 / Turgut Özakman 
Okurken ağladığım nadir kitaplardan. Ezberci eğitimin dayattığı tarih kitapları yerine
okullarda Özakman okutulmalı. Nesle ulusçuluk kavramı aşılanmalı.

2. Gazi ve Fikriye / Hıfzı Topuz 
Bu buruk bir aşk hikayesini çok kişi yazdı ama en çok Hıfzı Topuz'un kalemine yakıştı.
Muhteşem bir araştırmacı, gazeteci. Hayranıyım.

1. Nutuk / Mustafa Kemal Atatürk
Hangimizin evinde bir baskısı yok ki? Ancak mühim olan okuyabilmek.
Bu bir ansiklopedi değil, anlayan beyinlere şimşek gibi çakan bir eserdir. 

19 Mar 2015

Kedi Otu

Yüzyıllar öncesine gidin, bir Romalı çay kenarından kedi otu topluyor. Onu eziyor, kurutuyor ve hipnotik bir madde olarak kullanıyor. O zamandan bu yana hala tıbbi bir bitki olarak biliniyor kedi otu. Kokusu oldukça itici, çayını hiç denemedim ancak uykusuzluğa iyi geldiği ve sakinleştirici etkisi olduğu söyleniyor öyle ki kediler bu bitkinin etrafında pervane oluyorlar. Zaten onları keyiflendirdiği ve üzerilerindeki pireleri kendisine çektiği için bu ismi taşıyor.







17 Mar 2015

24 Saat Ata

Ata'nın bir gününü görüntülemek istedim ama hızına yetişemedim, çocuk enerjisi bambaşka bir şey. 

 09:00
Günaydın ! Sabah mayışıklığıyla görüntü vermesek.

11:00
Kahvaltı sonrası park. 

11:30
   Bebek kası yapalım.

12:00
Köy tereyağlı sade makarna, en sevdiğim.

13:00
     Uykudan önce kitap


16:00
Parmak boyası ile topik el baskısı.


17:00
Tatliş ve çayır, çimen

18:00
 Elma ısırığı ve gün batımı...

12 Mar 2015

Böğürtlen

Orman ucundaki bir yabani böğürtlenin başında durup,  dikenlerin ellerine batmasına "Hep biz mi acıtacağız doğayı, biraz da o acıtsın canımızı" diye mahcup bir tavırla ve kara kara lekelenerek meyvelerini toplamak huzur veriyor insana.




11 Mar 2015

Odun Takı Tezgâhı

Bu tahta parçalarının öyküsü öyle güzel ki, ormandaki ağaçlardan kopan dallar akarsularla denize taşınıyor ve bir müddet sonra dalgalarla sahile vuruyor. Kıyıda güneş onları kurutuyor ve benim hayran olduğum görüntüler ortaya çıkıyor.

Sahilden topladığım parçalarla bir takı tezgâhı yaptım. Kutu içerisinde habire birbirine dolaşan bilekliklerim daha düzenli bir hâl aldı. Çok şıngır şıngır bilekliğim yok kumaş ve sahte deriden yapılmışları kullanıyorum ama boncuklu halkalar da gayet güzel sergilenebilirdi.

Odunlara oyuk açıp, parçaları birbirine sabitledim. Herhangi bir vida, çivi yok. Oldukça da sağlam duruyor. Takıları depolamak için belki onlarca yol var ama bu doğallık, bu kendi halindelik bana çok çekici geliyor.




8 Mar 2015

Kırmızı Turp

Toprak içerisinden toplanan sebzeleri çok seviyorum. Neyle karşılaşacağını bilmeden çekiyorsun. Turp da onlardan biri. Olgunluk aşamasında topraktan baş gösterip, "Artık beni yiyebilirsiniz." mesajı da veriyor.

Bol limonla, hangi yemeğin yanında olursa olsun yemekten büyük haz alıyorum. Bu topladıklarımdan minik olanlarının yaprakları ile salata yapılıyor üstelik tadı da oldukça güzel.





5 Mar 2015

Dağ Kekiği

Bahar geldi, belki de buralardan hiç gitmedi bilemiyorum, yabani bitkiler renklenmek için adeta birbirleri ile yarışıyor. Dümdüz bir yeşillik üzerine kırmızılar, eflatunlar ve sarılar alabildiğine yayılıyor. Dağ kekiği de bu renklerden biri. Çalı formunda, öbek öbek açıyor, maviye çalıyor çiçekleri.

Üç buket yabani kekik topladım. Bir tanesi bende kaldı, diğerlerini annelere verdim. Bir müddet suda bekleyip, keskin kokusunu eve yaymaya devam edecek. Ardından baharat olmak üzere, bahar güneşi altına serilip, kurumaya bırakılacak.