23 Ara 2015

Çok özleyeceğim seni, şimdiden biliyorum

Sigorta hastanesinin koridorunda gördüm babaannemi. Bir sedyede yatıyordu, üzerinde mavi bir önlük, pamuk elleri düşmüş iki yana. Tomografiye götürüyorlarmış. Dokuz saat süren ağlamaklı bir yolculuğun ardından varmıştık Adana'ya. Yoğun bakımda iken kalbi durmuş yeniden çalıştırmışlar. "Solunum cihazına bağlı yaşıyor, beyin fonksiyonları durdu." dediler. Babam koştu, sarıldı ellerine. "Ben geldim ana." Kirpikleri ıslandı babaannemin. Hemşire şaşkınlıkla; "Reflekslerini kaybetmiş, çimdiklere bile tepkisizdi ama sizi duydu."

Bu onun son tepkisi oldu.

Babaannemi kaybettim. Dağ gibi babamın yıkılışını gördüm; "Altmış üç senelik anamdı o benim." diye hıçkırıklarını duydum.

Evin her odası tanıdık, tanımadık yüzlerle dolmuş, ağlayacak köşe kalmamıştı. Bahçeye çıktım.
Asma ağacının yanına çömeldim. Sahi bahçe bu kadar küçük müydü?

Kadınlardan biri çay dağıtıyordu. Tepside çaydanlık. O eski bakır çaydanlık değildi.
Köyde ortaokul olmadığından Adana'da babaannemin yanında okumuştum bir müddet. Sabahları usulca uyandırır, üşümeyeyim diye çaydanlıkta kaynattığı su ile yüzümü yıkardı.

Çocukluğumun tanığı, oyun arkadaşım, yanında uyumak için yarıştığım çok özleyeceğim seni, şimdiden biliyorum.

Son yıllarda aramıza mesafeler girdi. Ağırlaştı hayat, izin vermez oldu özlemleri gidermeye. Hatın kızın uzaktan sevdi seni. Affet ninem, affet taze toprak kokulum.

1 Ara 2015

Gün Batımı

Köpeğimi akşam yürüyüşüne çıkardım. Gün batıyordu ve hüzünlü şeyleri çağrıştıran bir yol akıp gidiyordu...