6 Haz 2016

Bir Korkak Yalnızlık

Şu yayın sayfası çeyrek saattir açık, büyük ihtimalle bu da diğerleri gibi taslak olarak kalacak.

Hiçbir zaman açık olamadım, duygularımı hep sakladım. Minnet duygumu, yakınlığımı, pişmanlığımı burada bile saklıyorum. Bazı isimler var, izlerini taşıdığım ve hepsine aynı şeyi yaşattığım...

Üniversite birinci sınıftaydım. Kapının hemen yanındaki ilk sırada oturuyordum. Bilirsiniz, öğrenciler ön sıralarda oturmak istemez, bana orası kalmıştı işte. Her zamanki gibi, pek konuşmayan, kaynaşmayan, kenarda köşede kalmış bir tip olduğumdan bana düşeni de kolaylıkla kabullenmiştim. Hem ne önemi vardı, çevremde kimse olmadıktan sonra. 
O gün üzerimde kırmızı desenli bir  kazak vardı -bir ara burada da yayınladığım annemin eski kazağı- tek sadık olduğum şey anılar belki de. 

Elektrik Elektronik dersindeydim, şimdi bizim bölümden kaldırılmış, ders kötü geçti; en azından benim için. Ara verildi, çoğu öğrenci dışarıya çıktı. Başım kollarımın arasında, sıramın üzerine kapaklandım. Öğretmenimiz sıramın hemen yanı başındaymış, fark etmedim; ilk ne dedi hatırlamıyorum sadece şaşırdım, toparlandım. Garip hallerimi fark etmişti, önce beni tanımak için kısa sorular sordu, çekingenliğimi kırmak için gülümsüyordu. Derse devam ederken, artık daha dikkatliydim. Ara ara göz göze geliyor, halimi tavrımı onaylarcasına bana gülümsüyordu. Aslında mesafeli bir adamdı. Anlattığı dersten kaynaklı mı bilmiyorum, gözlüklerinin gölgelediği az mimikli bir yüzü vardı.  Akşamın son dersiydi, bitiminde yurda giden son otobüsü kaçırmamak için hızlı hızlı merdivenlerden indim. Bahçeye çıkarken, "Burcu" diye seslendi hocam, yan yana yürümeye başladık. Okul kapısına yaklaşırken, yanımızdan gülüşerek geçen sınıf arkadaşlarım imalı imalı "İyi akşamlar hocam." demeyi ihmal etmiyorlardı. Haklıydılar, parlak bir öğrenci sayılmazdım, hocanın benimle işi olmamalıydı. Biri benim farkımdaydı, bu karşı cinsten gelmedikçe sıra dışı bir şeydi benim için. Hocamız da genç bir erkekti, ancak güven veren babacan yanı aklıma en ufak bir kuşku düşürmedi.

Ertesi hafta yine aynı ders, aynı ilgi. "Daha iyisin bugün" ile başlayan konuşmamız çıkışta yine bahçe bitimine kadar devam etti. Öğretmen olan eşinden bahsetti. Benden ona söz etmiş, tanıştırmak istiyormuş. "Ev yemeğini de özlemişsindir, yarın akşam yemeğe gel bize. Çocuklarla aran nasıl? Küçük bir kızımız var, belki seversin..."  Davet cümlesi uzadıkça uzadı, cevap vermeme izin vermedi. Yalnızca ertesi gün başka fakültede dersi olmasına rağmen gelip beni alacağını söyledi ve gitti. 

Dediği gibi oldu, bir sonraki akşam öğretmenimin evindeydim. Fırında makarna vardı,  Sertap Erener çalıyordu. Kaseti bana uzattı, "Yeni çıkarmış bunu, güzel şarkıları var." Kızıla çalıyordu kapaktaki fotoğraf.  Bakmadan müzik setinin üzerine bıraktım. Küçük kız geldi yanıma beş yaşlarında. Güzel bir ailesi, mütevazı bir evi vardı hocamın. Küçük kızına bakar gibi bana bakıyordu. İyi bir adamdı.

Psikoloji eğitimi alan eşi, görev yaptığı okula davet etti beni. Telefon numaramı istedi, birçok kişinin cep telefonu olmasına rağmen benim yoktu. Hemen toparlayıp; "Aslında ben de kullanmaktan yana değilim" diyerek okulun adresini ufak bir kağıt parçasına yazıp, uzattı. 

O gece aynı yurtta kaldığım sınıftan birkaç kız odama geldi. Bu olağan dışı bir davranıştı. Hocayla beraber çıktığımı kafalarınca değerlendirip, alaycı tavırla bir şeyler sordular. Umursamadım.

Sabah kağıtta yazılan okula gitmedim, sonraki sabah da ve sonrasında da. Hocam, neden gitmediğimi öğrenmek ister diye o hafta derse de giremedim. Bir zaman geldi, herhangi bir zaman nedense kalkıp gittim. Rehberlik bölümüne çıktığımda kapının yanında biri vardı ve biraz beklemem gerektiğini söyledi. Beklemedim, geldiğime pişman olmuştum. Elimdeki kağıdı, bir daha yüzleşmemek adına koridordaki çöp kutusuna atıp, koşar adımlarla çıkıp gittim.

Devamsızlığım sınırdaydı, derslere girmem gerekiyordu ve öyle yaptım. Öğretmenimiz içeriye girdi, "Merhaba." dedi sınıfa doğru, sesinde bir kırgınlık, kızgınlık var mıydı sezmeye çalıştıysam da olmadı. Çok cana yakın biri değildi, dersini anlatıp giden, mesafeli bir adamdı. Duygularını ders boyunca anlayamadım. Ders bitiminde, kaynak kitaplarını dahi masadan almadan hemen yanıma geldi. Alçak sesle, "Gitmişsin neden görüşmedin?" Cevap veremedim. Görüşmediğime çoktan pişman olmuştum. Kararlarım hep anlık, hep tutarsızdı...

43 yorum:

  1. Taslakta kalmaması ne iyi bir karar ve hatta diğer yayına almadığın yazılarını da merak ediyorum. İlham verdin bu gece yarım kalan tuvallerimden birini tamamlayacağım.

    YanıtlaSil
  2. çok etkilendim. bu gerçek mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, deneme etiketiyle yayınladım ama bu benim uzak bir anım.

      Sil
    2. burcu elektronik dersi diyorsun ya ben seni edebiyat mezunu felan sanmıştım harika bir kalemin vr çünkü ^^

      Sil
    3. Ah utandım. Radyo Tv okudum.

      Sil
  3. Burcu öncelikle umarım hiçbiri taslak olarak kalmaz ve hepsini yayınlarsın :) yazını okurken biryanım benim lisedeki halimi hatırlattı çok içime kapanmıştım biran önce bitse eve gitsem derdim..

    YanıtlaSil
  4. peki devamı var mı ?
    bir solukta okudum da, sanki yarım kaldı, devamı gelecek gibi ;)

    ben bekliyorum şahsen ;)

    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sonrası var elbette, belki bir başka cesarette yazarım.

      Sil
  5. Heycanla okudum.sonunu békliyorum

    YanıtlaSil
  6. İyi ki bu yayın sayfası "taslak" olarak kalmamış. Ne güzel bir "deneme" çıkmış ortaya.
    Bir öğretmenin farklı yaklaşımı ne çok şeyi değiştirebilir değil mi?
    Okurken ben de kendi öğretmenlik yıllarıma gittim, çok duygulandım. Sanırım çok öğrencimde
    farklılık yaratmışımdır. Yıllar sonra karşılaştığımızda bunu kendileri ifade ettiklerinde çok mutlu olmuşumdur.
    Denemelerde de çok başarılı olunca neden denemeyesiniz...
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir öğretmenden bunları duymak bana cesaret verdi, beni hatırlar mı bilmiyorum ama yazımı e-posta ile hocama ulaştırmayı düşünüyorum.

      Sil
    2. Çok iyi bir fikir bence :)

      Sil
  7. Bir romandan alıntı derseniz yadırgamazdım. :)

    YanıtlaSil
  8. Burcu'm duygularımızı bazen kendimiz bile anlayamıyoruz, niye öyle yaptığımızı biz anlayamazken başkaları nasıl anlayacak gerçi onu da bilemiyorum ama çekingen biri olarak seni anlıyorum sanırım. Arkadaşlarının fesatça yaklaşımının etkili olduğunu düşünüyorum, yeni insanlarla tanışmak, evlerine, okullarına gitmek fikri beni de korkutur, ürkütür. Psikolog olduğuna göre seni anlamıştır üzülme. :)

    YanıtlaSil
  9. Çok akıcı, bir çırpıda okuyuverdim :) kalemine sağlık, başarılı bir deneme olmuş.

    YanıtlaSil
  10. Tezer Özlü'nün "Çocukluğun Soğuk Geceleri" kitabını okudun mu? aklıma direk o geldi.
    zihinsel kaçış..

    YanıtlaSil
  11. Üniversite yıllarını düşününce, ben de anlık ve tutarsız kararlarımın olduğu inişli çıkışlı zamanlar hatırlıyorum. Bir anlatmaya başlasak her birinin haklı gerekçeleri var, yeni genç kız olmuş çömez ruhumuzda. Bazıları hala bizle olan bazıları aştığımız hallerimiz. Yenileri de ekleniyor,hayat devam ediyor.. Kendini olduğu gibi kabul etmek önce kendine sonra paylaşmak istediğin kim varsa ona karşı,işte en zoru da bu güzeli de. Sancılarımız, biz..

    YanıtlaSil
  12. Gitmiş olsaydın, çıkacak öyküyü merak ettim şimdi :)

    YanıtlaSil
  13. Okurken bitti mi oldum. Devamını getirsen keşke merakla okudum ve gözümde anlattıklarını az çok canlandırdım. Çok dokunaklıydı.

    YanıtlaSil
  14. Üniversitenin ilk yılında, özellikle de evinden ayrılmış, başka bir kentte okunuyorsa o çekingenliğin olması çok normal ama seninki biraz daha fazlaymış sanki. Aileni özlediğin için olabilir mi?
    Kapının hemen yanındaki ön sırada tek başına oturan Elif adlı bir öğrencim ve hikâyesini yazmıştım ben de. Onun hikâyesinin ardında annesizlik vardı. Benimle konuştuktan sonra çok değişmiş, rahatlamıştı.
    Diyeceğim o ki; duygularını saklama, kendine zarar verirsin Burcucum. Bu satırları yazman bile bariz bir rahatlama getirmiştir sana, kesin. Hayat iyiyi de kötüyü de paylaştıkça güzel.
    Sevgiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Onlarca öğretmenle kesişiyor yollarımız fakat yalnızca birkaçı özel olarak kalıyor. Benimkisi çekingenlikten öte bir durumdu. Yazmak sahiden iyi geldi, taslaklarım böyle karalamalarla dolu.

      Sil
    2. Çünkü sen de özelsin...
      ''Cesaret yoksa esaret vardır'' diye çok sevdiğim bir söz var. Hayatın her alanında geçerli bu söz bana kalırsa. Bence de hocana yazıyı ulaştır. Onlar seni daha o zaman anlamışlar zaten. Güzel yürekli insanlarmış. Eminim ki okuduklarında hem o hem eşi çok mutlu olacak ve çok farklı bir iz bırakacak.

      Sil
  15. Burcuuuuuu kesinlikle devamı olmalı ....Tek kelimeyle süper...

    YanıtlaSil
  16. Burcuuuu cok etkilendim.. deneme olarak başladım ama kelimeler o kadar tazeydi ki.. uzak bir anı belki ama ilk günkü gibi bir masumiyeti barındırıyor.. belki de hepimizde böyle parça anılar var aklımıza geldikçe karalamalıyız bir yerlere.. çok hoş :)

    YanıtlaSil
  17. Burcu merhaba;
    Devamını edepsizce istiyorum bilesin ....
    Anlatımın ve üslubun anına inanılmaz güzellik katmış .. İyi ki taslak olarak kalmadı ...
    Yüreğine ve kalemine sağlık

    YanıtlaSil
  18. Çok etkileyici bir yazı... Çok sürükleyici bir çırpıda okudum bitti, devamı yok mu bunun kafasındayım. Kelimelerin ruhuma işledi.

    YanıtlaSil
  19. Gülümsedim yazını okurken... Kendi hallerimi anımsadım o yaşlardaki...
    Biliyor musun sürekli gülümserdim etrafa sırf farkedilebiliyim diye... Geçenlerde bir blogger sordu ne kadar çok gülme işareti :) kullanıyorsun diye, düşündüm haklıydı... O zamanlardan kalma bir alışkanlık galiba dedim kendi kendime...

    Devamını merakla beklemekteyim bu arada...

    YanıtlaSil
  20. Çizgi dışı insanlarla uyar benim kafam aynı yerde okusaydık ön sırada oturmazdın. Benimle arkadaşlık eder miydin orası da ayrı bi muamma. Hocana ulaş bence bi şekilde, bu yazı yıllar sonra mutlu eder adamı.

    YanıtlaSil
  21. hem duru hem vurucu olmayı aynı anda başaran bu cümlelerin sana kalması haksızlık olurdu. o "uzak anılarını" ben de bekliyor olacağım.

    YanıtlaSil
  22. Burcu bunları yazmak bile insanı baş edemediği duygulardan kurtarır aydın bir gençsin yaz yazmaktan vazgeçme gerekirse yırt tekrar yaz bunca şeyi arkası gelecek roman misali yazmayı başarmışken çekingenliği aşmışsın demek ki , sadece kendine güven yeter her insanın hayatının belli kesitlerinde yaşadığı duygudur yeter ki güvenini kaybetme kendin için Ata için sevenlerin için yap deneme yazılarını kitaba dönüştürecek kalem var sende her şey gönlünce olsun canım.

    YanıtlaSil
  23. Sanki devamını oku butonuna basıp diğer sayfaya geçecekmişim gibi hissettim mause gezdirip duruyorum kalemine sağlık devam etmeli yarım kalmasın lütfen. sevgiler.

    YanıtlaSil
  24. Çok etkileyici ve güzel bir deneme yazısı. Gizem uyandırdı ben de...

    YanıtlaSil
  25. Duygularını çok güzel ifade ediyorsun Burcu okurken sanki ben de 3.kişi olarak oradaydım harika bir anlatımın var ne olur burada kalmasın devamını yaz ♥

    YanıtlaSil
  26. Öğretmenler hangi yaşta olursak olalım,İyi-kötü etkendirler.

    YanıtlaSil
  27. Merhaba
    Düşüncelerimi farklı şekilde yazmak isterdim ama iletişim formu gibi bir şey hala yok blogta. Sadece yorumdan ekleyebiliyorsak şunları yazmak isterim... Bu yazını telefonumdan okudum ve dün akşam eve dönünce pcden tekrardan okudum bugün yine yazdıklarını düşündüm (edebiyatın müthiş) rahatlamanın tek yolu mail ya da telefon ile bu düşüncelerini öğretmenine aktarmak olduğunu bir kez de ben yazmak istedim. Bu tip şeyler insanın yakasını bırakmaz. Pişmanlığını ifade etmekten çekinme burada alaycı sınıf arkadaşların yok belki bu yorum bırakanların hepsinde aynı samimiyet yok ama yazıp kimseyi takmamanı diliyorum. Görüyorum ki öyle yapıyorsun zaten kendini eleştirebililiyorsun. Maile cevap gelirse üzerine bir yazı daha bekliyorum senden.
    Saygılarım sonsuz.

    YanıtlaSil
  28. Bu yazı fazlasıyla tamamlanmış. Ve iyi ki yayınlamışsın, kayıp bir parçam gibiydi bulduğuma sevindim..
    Sıkılırda hava almak istersen bana da beklerim..http://senbenvehickimse.blogspot.com.tr/ Sevgiler,

    YanıtlaSil
  29. "Korkak yalnızlık" değişik ve hoş bir ifade. Ve pek çoğumuzu bir yerlerde yakalamıştır o korkak yalnızlık.

    YanıtlaSil
  30. Hafızana şapka çıkarttım canım çalan şarkıya kadar hatırlaman çok ilginç. Benim de unutamadığım çok anı var ama kıyafetimi yada etraftaki düzenlemeleri asla hatırlayamam.

    YanıtlaSil
  31. Taslaklar, hiç olmayacak hayaller gibi gelir bana. Sonunu getiremediğim bi yazı olursa siliyorum. Hiç yazmamışım sayiyorum kendimi. Bu arada taslaklarına talibim. Kim bilir sonunu belki ben getiririm saygilar :)

    YanıtlaSil
  32. Herkesin zamanını bekleyen taslakları var sanırım. Zamanı gelince kırar kabuğunu çıkar dışarı. Artık elinizde değildir onları gizlemek. Paylaşmak güzeldir, insanın kendini iyi hissetmesini sağlar. Güzel aktarmışsınız duygularınızı.

    YanıtlaSil
  33. çok cesur, "LÜTFEN" devamını yaz
    Tandığım biriyle ,ikimizin arasında kalacak bir sohbet gibi
    LÜTFEN yaz

    YanıtlaSil