29 Oca 2016

Yeni Kitaplar

Bu fotoğrafları yayına hazırlarken Orwell kitapları bitmişti. Şimdi Dündar'ın Gezmiş'ini okuyorum. Deniz ve arkadaşları ile alakalı o kadar çok kitap okudum ki yeni bir şeyler öğrenebileceğimden kuşku duyuyordum ama yanıldım. Türlü sızılarla gidiyor kitap.



"...Deniz abim, bir süre sonra bizi aştı; toplumun mülkiyetine geçti. 6 Mayıslarda biz bile kalabalıktan mezarlığa yanaşamaz olduk. "Ben kardeşiyim," diye yol istediğimde, "Hepimiz kardeşiyiz!" cevabını alıp gururlandığım çok olmuştur..."

"... Annem, "Gördün mü çocuğumu?" diye sordu. 
"Gördüm, sarıldım," dedi babam. "Nasıldı?" 
"Boynunda bir morarmışlık vardı. İp izi..."  Günlerce ağladı annem; günlerce ağladı..."


Gelelim babalar geçidine. Beni oldukça heyecanlandıran kitaplar bunlar. Tavsiye güvenilir kaynaktan. Sayfalara şöyle bir göz gezdirdim de öyle zannediyorum epey not alıp, araştırma yaparak ilerleyeceğim. Uğraş dediğin bu olsun.


25 Oca 2016

Dağ Lalesi

Güneş tepeden çekiliyor. Rengini gizleyecek dağ lalesi, kapanıp direnecek zifirî soğuğa. Bilse asıl zalim başka, geceye küsüp bükmezdi boynunu. Ay ışığında şavkırdı çiçekleri.









20 Oca 2016

70'lerden Kalanlar

Bu kıyafetler annemin gençliğinden. Nereden baksan kırk yıllık. On dokuzuma bastığımda bana vermişti. Çok severek giydim. Özellikle üniversite yıllarında kazakları forma yaptım diyebilirim. Hâlâ dolabımın en güzel yerinde saklar ve sıklıkla kullanırım. 70'lerin havası ne hoş ne salaş.






18 Oca 2016

Meraklı Tatliş

Kışın yolcu gemisi pek uğramaz buralara. Turist gemisini görünce Ata'ya seslendim; "Ata bak kocaman gemi limana yaklaşıyor." Ata'dan önce Tatliş fırladı. Önce sandalyeye, oradan da masaya. Garibim gemiyi yerlerde arıyor. Baktı gelen giden yok, Güneş altında mayıştı kaldı basık burun.





11 Oca 2016

Muz Bahçesi

Bir fırtına kopacak diyorlar. Muz ağaçlarının rengi dönecek. Rüzgâr, geniş muz yapraklarını dilim dilim ayıracak. Muzlar üşümeye başlayacak. Yakında muz hevenklerini keten bezlere ya da delikli büyük torbalara saracaklar. Sonrası sütliman. Budanacak ağaçlar, yeşeren dallar yeniden meyve verecek.

Hevenkler örtü altına girmeden fotoğraflamak istedim. Burası benim markete indiğim yol. Eve yakın bir bakkal yok. Sahilde Migros Jet var. Oraya gidip geliyorum. Başka yollar da var sahile çıkan ama ben bu tarlaların arasında melankolik bir tavırla yürümeyi seviyorum. Bazen sokak köpeklerini takıyorum peşime, bazen de kış kadar yalnız oluyorum. 







7 Oca 2016

Karabaş'ın Değişimi

Belediye barınakları zaman zaman iyi huylu köpekleri birer ikişer şehrin muhtelif bölgelerine bırakır. Burada amaç barınak nüfusunu azaltmak ve insan canlısı köpekleri şehrin bir parçası haline getirmektir. Karabaş da bunlardan biri. Bu yaz, bizim sokağa bırakılmış. Diğer köpekler arasında korkak, savunmasız duruyordu. Acı deneyimler yaşamış, zayıf ve bakımsızdı. Ona ilk rastladığımızda denizden dönüyorduk. Markete uğramıştık ama yiyecek çok fazla bir şey yoktu poşette.  Önüne bir parça ekmek koyduğumuzda deli gibi yemişti.

Genelde bir sokak köpeği görünce insanlar, onu horlar, kovar. Birkaç defa taşlanan köpek o sokakta barınamaz. Bu merhametsiz iki ayaklıların her yere rahatça hükmetme arzusundan kaynaklıdır. Ancak bu semtte bilinenin aksi oldu. Karabaş benimsendi. Yemek verildi, başı okşandı. O şimdi çok rahat, mutlu. Karnı tok, sağlıklı görünüyor.

Beş ay evvel ve şimdi arasındaki en önemli fark şüphesiz kilo ancak kuyruk iki bacak arasından çıkmış. Artık korkutmuyor onu bu sokak. Güvenle koştuğu insanlar var.


4 Oca 2016

Merdivende Begonvil

Bayırın başında iki katlı bir ev. Paslı bahçe kapısı, begonvile açılıyor. Sokak kedileri güneşleniyor taş duvarlarında. Ara sıra bir adam gelip boy atan ağaçları suluyor. Onun dışında uğrayan yok. Tahta pencereler perdesiz, tatlı tatlı deniz gören balkonu sessiz.