29 Şub 2016

Ekin Tarlası

"Gözlerine bakarken güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma, 
  bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde kayboluyorum."
                                                                                         Nâzım






25 Şub 2016

Sepette Kır Çiçekleri

Kır Çiçeği Tepesi adını verdiğim bir yer var; kimselerin uğramadığı. Arada yolunu şaşıran birkaç inek otluyor hepsi o kadar. Buraya her gelişimde ya kendi içimde ya da renklerin izinde yitip gidiyorum. 



22 Şub 2016

Köpeklerde Epilepsi

Tatliş, evimize geldiğinde kırk günlüktü. Şehirler arası bir otobüsün bagajında, yarı beline kadar ıslak bir kutu içerisinde 13 saat yolculuk yapmış. "Kronik bronşit." dedi veteriner. Her gün iğne olmaya götürdük; tavşan kadardı bedeni. Bir şey olmasın diye gece kalkıp kontrol ederdim. Yaşına girmeden epilepsi olduğu anlaşıldı.

Birkaç veteriner ile görüştüm . İlaç kullanmanın beyni uyuşturmaktan başka bir işe yaramayacağı kanısına vardım. 12 sene boyunca defalarca nöbet geçirdi Tatliş. Bu nöbetler birkaç dakika sürüyor; önce titriyor, sağa-sola sallanıyor, sonrasında kaskatı kesiliyor ya da kontrolünü kaybedip sağ tarafına yığılıyordu. Bu esnada yaşadığım endişeyi tarif etmem çok zor. Çaresizlikten ağlıyordum; ancak daha sonra bunun köpeğime hiçbir yararı olmadığını anladım ve onu telkin etmeye başladım. Düşük bir ses tonu ile ona seslenerek, kriz bitene kadar yanında kaldım. Bu iyi gelmişti.

Endişe verici uyarıcılardan köpeğimi uzak tutmaya çalıştım. Bu öyle bir şey ki stres yaşarsa, nöbet geçiriyordu. Geçici olarak eve kedi ya da başka köpekleri alıyordum. Sahiplendirene kadar birkaç hafta bende kalıyorlardı. Kıskançlık duygusu Tatliş'i bitiriyor; nöbet geçirmeye devam ediyordu. Geçici misafirlikleri sonlandırmak zorunda kaldım.

Pekinezler zaten ırk olarak çok hassas, bebeklikte yaşadığı travmanın da etkisi ile pek çok sebep köpeğimi tetikliyor. Sinek uçsa, elektrik süpürgesi çalışsa koltuğun altına saklanıyor. Gök gürlese kucağıma zıplıyor. Çok korkak. Evde ses tonum azıcık yükselse başka odalara kaçıyor gibi gibi.

Evet epileptik bir köpekle yaşamak çok zor. İki kat daha sorumluluk gerektiriyor ancak zaman içerisinde azalıyor. İlaç tedavisi olmadan epilepsinin üstesinden gelmek mümkün. İyi gözlemlenip, hoşlanmayacağı şeyler saptanınca risk en aza iniyor ve tabii sevginin iyileştirici gücü; buna inanıyorum. 

20 Şub 2016

Ankara

Üç kardeş Ankara'da buluştuk. Birkaç gün iyi vakit geçirip, hasret gidermeyi planlıyorduk; olmadı. Başkent'in kalbine bomba düştü, yandı içimiz. Bu acıda Ortadoğu sevdalılarının olduğu kadar, kişi ve aile egemenliğine katlanan uşak ruhluların, uyduların da sorumluluğu var.

Şimdi belki gülen fotoğraflar, bahsedecek iyi şeyler yok ama umut var; umut her zaman var.




12 Şub 2016

Yafa Portakal

Narenciye yönünden zengin bir bölgede yaşamanın avantajı olarak Ata ek gıdaya başladığından bu yana, yaz-kış her sabah portakal suyu içti. Artık kendi portakalını, kendisi topluyor. 
Bu sene, diğer senelerde olduğu gibi portakal para etmedi ve ağaçta kaldı. İktidarın tarım politikası zaten çiftçiyi tokatlıyordu, bir sille de Rusya'dan geldi. Özellikle sıkmalık olarak bilinen yafa cinsi portakaldan elde edilen gelir, hasat masrafını bile karşılamadığından meyveler dalında kaldı. Öylesine olgunlaşmışlar ki bir tane koparıyorsun, beş tane dökülüyor. Bahçeler bakımsız, ağaçlarda budama dahi yapılmamış, sarmaşıklar gibi iç içe geçmişler.  







11 Şub 2016

10 Şubat

Ata ile ara sıra  Susam Sokağı'nı izliyoruz, Elmo karakterini çok seviyor. Ben de ona istinaden Elmo detaylı bir doğum günü masası hazırlamaya çalıştım. 

Dayısı karpuz bulup getirdi, nasıl da sevindi minik kurabiyem; "Anne bak minik ve tuyuncu biy kaypuz" diye diye kemirdi kelek karpuzu. 

İyi ki doğdun bebeğim. Mavi gökyüzü senin olsun, mutlu yarınlar da öyle.




1 Şub 2016

Menengiç

Menengiç; çıtlık ve çitlembik olarak da anılan çalı formunda bir ağaç. Ormanda birkaç yerde rastladım. Bir ağaç meyvelerini verirken, diğerleri tohuma durmuştu. Bir nevi yabani fıstık. Aşılandığı takdirde Antep fıstığına dönüşüyor zaten aynı aileden geliyorlar.

Babamların Çıtlık adında komşu köyleri vardı. Köylüler geçimlerini kahvesi de yapılan çıtlık ile sağlarlardı. Küçükken Elbistan'dan çuvalla çıtlık gelirdi, bütün kış çerez gibi yerdik.

Bu arada fotoğrafları çekerken aklıma buradan tanıdığım Esen Can arkadaş geldi zira menengice rastlarsam yayınlamam konusunda ricada bulunmuştu. Selam olsun.