29 Kas 2016

Köpük

Köpük, bizim sokağın demirbaşı. Çok araba girmeyen sokağa tüpçü, sucu ya da yazlıkçı geldi mi gbt sormadan vermez geçiş iznini. Komşumuz Veronica, ona Köpük ismini koymuş. Telaffuz edemediği ismi niçin koydu bilmiyorum. "Kopuk Kopuk" diye sesleniyor. Mahalleye yeni taşındığımızda isminin cidden Kopuk olduğunu sanmıştım.
Köpük'e el birliği ile bakıyoruz. Aşı ve damlalarını Veronica takip ediyor. Mama ve su kabı hiç boş kalmıyor. Civarda yaşayan herkesin köpeği olduğundan mama paylaşmakta sıkıntı olmuyor. Tek eksiğimiz bir yer. Yağmurlar başlamadan evvel ufak bir kulübe yapma niyetindeyiz.

Fotoğraflar, bu akşamüstünden. Oyundan eve dönüşte Köpük tüm heybetiyle karşıladı yine bizi. Ata ile oynaştılar bir müddet. Sonrasında eve kadar eşlik etti bize. Benden bir köpek kurabiyesi kapıp akşam nöbetini tutmaya, sokağın başına döndü.

Semtin diğer sakinlerini de tutturabilirsem fotoğraflamak niyetindeyim. Eczacının köpeğini, balıkçının kargasını, fidecinin kedilerini...

Ülkede öyle bir düzen kurulu ki elini sallasan merhametsiz, ahlaksız, dalkavuğa çarpıyor ancak aksi de yok değil; yalnızca iyiler, kötüler kadar yaygaracı değil. Memlekete olan inanç; iyilikle, doğrulukla karşılaştıkça tazelenecek.



23 Kas 2016

Kasımpatılar Getirdik Sana

Paşam, sana oğlumu getirdim. Elinde krizantemler, uçarcasına çıktı Anıttepe'ye. Evvelce de gelmişti, güle oynaya ama çocuk aklında kalmamış demek.

O çok sevdiğin kasımpatılardan getirdi sana. "Uyuyor Atatürk, bırak oraya çiçekleri." dedim. Bıraktı. Sonra yeniden aldı. Büzdü dudaklarını: "Ama ben bunyayı Atatüyk'e veyecektim." dedi. Dört yaşındaki çocuğa ölümü anlatabilir miydim?
Düşünceli halimi görüp, "Bizim giymemiz yasak mı askeyyey kızay mı?" diye sordu. "Kızmazlar, onlar komutanları için buradalar. Kötü insanlardan koruyorlar Anıtkabir'i." dedim. Sonra karşısına diz çöküp; "Bak Ata, tüm canlıların bir yaşam süreleri vardır ve bu süre bittiğinde ölürler. Atatürk de öldü ama bu ondan ayrı kalacağımız anlamına gelmiyor. Fotoğrafları var, anıları var. Onun hakkında konuşabiliriz. Ölüm, onu sevmemize engel değil. Sevgimizi hissedebiliyor. Büyüyünce bunu daha iyi anlayacaksın." dedim. Yüzümdeki ifadeden hoşlanmayıp, "Peki anneciğim hadi mutyu oy, Atatüyk uzakyaya gitmiş ama beyki geyi geliy tamam mı?" diye beni teselli etmeye çalıştı.
Bunu anlaması uzun sürecek ama öğrenecek. O da bizler gibi hiç görmediği bir adama, sana, büyük bir sevgi ile bağlanacak. Hatıralarına, fikirlerine sarılacak. Senden ilham alıp, adına yaraşır bir insan olacak. Bir anne olarak, bundan ötesini istemem.







21 Kas 2016

Karlı Ankara Sabahı

Ankara'ya gitmeden evvel henüz kışlıkları bile çıkarmamıştım. Karlı bir sabaha uyanmak tatlı oldu. Az da olsa tutan kar ile sitenin bahçesinde minik kardan adam yaptık. Ata'nın heyecanı bambaşkaydı ama mevzuyu yine iş makinelerine bağlayıp, oyuncak mağazasından kar küreme aracı aldırmayı başardı. Karla tanışmasının evveliyatı var ancak hatırladığını sanmıyorum. Kitaplarda gördüğü kış ile özdeşleşen kar yağışını bu defa daha bilinçli olarak deneyimlemiş oldu.








10 Kas 2016

193∞

"Atatürk, Akdeniz'in ortasında bir akşam vakti sevdiği bir şarkıyı duyunca hüzünlendi. Dalıp gitti. Plak bitince derin bir iç çekti ve yanındakilere, "Çocuklar, gördünüz ya bu kubbede kalan, meğer yalnız hoş bir sada imiş."

Atatürk'ün son hasretlerinden biri, iyi olursa bir yaylaya çıkmak, orada artık yalnız serin kaynak suyu ve süt içmekti. Rumeli yaylalarındaki koyun sürülerinin çan sesleri kulağında bu vatan ve ulus kurtarıcısı, bir gurbet ve sıla acısı içinde ölüyordu.

Hayatına kastedilmemesi için icabında canımızı fedaya azmetmiş olduğumuz büyük Atatürk, gözümüzün önünde güpegündüz gidiyor ve kimsenin elinden bir şey gelmiyordu.

O günler yandık. Günlerce haftalarca üstümüze memleket yıkılmış gibi, bir can bulantısı içinde kıvrandık."


Can Dündar - Sarı Zeybek - Can Dündar
 Çankaya -  Falih Rfkı Atay

1 Kas 2016

Cumhuriyet

OHAL'in 668 sayılı ikinci kararnamesi ile 23 radyo, 45 gazete, 16 televizyon, 15 dergi, 3 haber ajansı, 29 yayınevi olmak üzere, toplam 131 yayın organı kapatıldı. Sonrasında da Cumhuriyet kuşatıldı. Erdoğan'ın konuya ilişkin görüşleri açık, o tamamen adaletten ve özgürlükten yana(!)

"İddia ile konuşuyorum. Ne Avrupa'sında ne de diğer ülkelerinde, Türkiye'deki basın kadar özgür bir medya yoktur."
06/01/2015

"Medya bağımsız olmalıdır; basında çalışanlar, gazeteciler, haberciler ne derece özgür olursa, ülkenin demokrasisi de o denli güçlü olur. Fakat basının özgürlüğü, hiçbir zaman sorumsuzluk olarak da algılanmamalıdır. Aslolan halkın tarafsız ve doğru biçimde haber alabilmesinin sağlanmasıdır."
10.01.2016

“Türkiye’de basın özgürdür. Aksini iddia edenlerin basın özgürlüğünden anladıkları, eskisi gibi hükûmet kurup hükûmet yıkan bir medya gücüne sahip olmaksa, bunun olmayacağı bir Türkiye’de yaşıyoruz. Bizde öyle bir özgürlük anlayışı var ki mahkemeler bunu seyrediyor. Üstüne üstlük içeride ve dışarıda 'Türkiye'de basın özgürlüğü yok' diye propaganda yapılıyor."
03.03.2016

“Türkiye’deki bazı gazetelerde, Cumhurbaşkanı için ‘katil, hırsız’ biçiminde manşetler atılıyor. Başlıklarda tehditler savruluyor. Bu hakaretleri yapan gazeteler ve dergiler, halen yayın hayatına devam ediyor. Türkiye’de iddia ettikleri türden bir diktatörlük olsa, o tür yayınlar nasıl yapılabilir?"
03:04.2016