22 Haz 2017

Firik Nohut

Firik nohut beni Çukurova'ya, çocukluğuma götürür. Fakir topraklarda dahi bereketle yayılan nohut tarlalarındaki sürgünler, yaza doğru belime kadar uzardı. Gücüm yettiğince topraktan birkaç sap çeker, açıklığa çıkardım. Nohutları, çekirdek çitler gibi kabuklarından ayırır, yerdim. Ellerime cılız yaprakların, tuzlu kokusu sinerdi. Tadı tüm krakerlerden, gofretlerden güzeldi. Emek verilmişti, benimdi.

Bazı akşamlar, elimde demet demet nohutlarla köy kahvesine inerdim. Kahveci Salih, mısır közleme mangalında firikleri üter, bakır bir kap içerisinde babamla oturduğumuz masaya getirirdi.

Tozlu yol kenarındaydı kahvehane. Akşam pembeliği bulut bulut karışırdı toz sarısına. Kasetçalarda hasrete çalan bir türkü; masada kapkara çay, Samsun sigarası ve taze nohutlar...





13 Haz 2017

Yaz Hasadı

Neredeyse bir aydır uğrayamadım buralara. Bu süre içerisinde günler alabildiğine aceleciydi. Evden çalıştığımdan, genellikle geceleri, bilgisayarda yazı yazmaktan bir müddet sonra klavye görmeye bile tahammül edemeyecek duruma gelmiştim. Üstüne bir de dizüstü bilgisayarım çöktü. Bir süredir salla pati idare ediyordum ama en sonunda kendileri iflas bayrağını çekince yenisini almak durumunda kaldım. 

Bu arada bahçe işleri biraz büyüdü. Babamlar, yan taraftan da bir dönüm kadar yer alıp ufak bir bağ evi yapma işine girişti. Şu sıralar toprak altındaki taşlar, bir kaya kırıcı kepçe ile çıkartılıp parçalara ayrılıyor. Bu taş parçaları ile bahçe duvarı örülüyor. Böylece hem taş bedavaya gelmiş oluyor hem de toprak, büyük taşlardan kurtuluyor.

Bahçe ile ilgilenmek bu mevsimde çok zor. Toprak ve sebzeler üzerinde hiçbir şekilde kimyasal kullanmadığımızdan yabani otlarla uğraşmak zorunda kalıyoruz. Sıcakta çapa sallamak hayli zor. Çapa yapmadığımız bitkiler minik kalıyor ve onlardan yeterince randıman alamıyoruz. Yine de yaz hasadı iyi gidiyor. Birkaç meyve türü dışında pazar alışverişi yapmıyoruz diyebilirim. İlk yılın tecrübesizliğini atınca, önümüzdeki ekim döneminde toprağın daha verimli olacağını düşünüyorum. 







16 May 2017

Laertes Antik Kenti

Toroslar üzerinde; vadi ağzında yükselen bir antik kent, Leartes. Denizden 850 metre yükseklikte, savunmaya uygun şekilde konumlandırılmış. Araştırdığım kadarıyla buradan çıkarılıp da müzede sergilenen Fenike dilinde bir yazıt ve bir de Romalı asker diploması varmış. Yazıtta dönemin eyalet valisi ve mülkiyet hakkında sorunlar konu edinilmiş. 

Antik kentten günümüze kalan Roma dönemine ait kalıntılar arasında halkın agorada sohbet için kullandığı yarım daire şeklinde oturma alanı, tiyatro; Zeus, Apollon ve Sezar adına yapılmış tapınaklar, agora, hamam ve nekropol var.

Denize bakan kısımda korsanlara karşı yapılmış gözetleme kuleleri bulunuyor. Aşağı uca inip gözetleme kulelerini çekemedim. Ata ve Tatliş ile kayalık bir alanda dolaşmak epey zor oldu. Tatliş, dil dışarıda kehleye kehleye peşimdeydi. Bu tip yerlere ne zaman gitsek mutlaka motorcu tiplerle karşılaşırız. Genelde erkek arkadaşıyla Antalya'yı gezen 35 yaş üzeri kadın bize bakıp, gülümser. Sanırım çocuk ve köpek tuhaf bir gezgin profili çizmekte. 









4 May 2017

Resim Şenliği

Daha evvel açık hava kütüphaneli bir köy okulundan söz etmiştim. O yayının üzerinden bir sene geçti ve biz okul kütüphanesine üye olup, sene içerisinde sıklıkla kitap aldık. Okulun ve kütüphanenin varoluşu tam bir başarı öyküsü. Bu okul tek öğretmenli, 14 öğrencili bir harabeyken Fatma Öğretmen ile tanışıyor. Fatma Öğretmen, okulu öyle bir noktaya taşıyor ki pek çok vakıf tarafından yılın öğretmeni seçildiği gibi; yurt içi ve dışında fark yaratanlar arasına girmeyi başarıyor. Emekli Ziraat Mühendisi Ali Bey, eşi Fatma Öğretmene yardım ederek tabir yerindeyse bir köy enstitüsü kurulmasına katkı sağlıyor. Ata'nın bu okula kayıt yaptırabilmesi için çarşıdaki evi okulun civarına taşımak zorunda kaldım. Bunu birilerine söylediğimde şöyle on saniye durup: "Evet eğitim önemi hih hih." diyorlar oysa içlerinden "Enayi mi bu?" dediklerini duyar gibiyim.

Her seferinde bana umut aşılayan bu okul gelişim göstermeli, yaşamalı. Öğrenci sayısının azlığı nedeniyle devletten maddi ve manevi desteği yetersiz alan bu ilkokul için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırım. Diğer velilerin de böyle düşündüğünden kuşkum yok. Hoş şu an veli statüsünde bulunmuyorum. Ata, ancak seneye buranın ana sınıfına kayıt olacak ama biz şimdiden ısınma turlarına başladık. Düzenlenen etkinliklere katılıyoruz. O etkinliklerden biri geçenlerde gerçekleşen resim şenliği idi. Çocuklar ve büyükler özgürce resim yaptılar, fırça ellerinde tüm çirkinlikleri boyadılar. Üniversite öğrencileri gelip halen yapımı süren kedi evinin duvarını süsledi. Okulun, bakımını üstlendiğini tavuktan, tavşana kadar pek çok hayvan var. Ben özellikle birisinden, Şirin'den bahsedeceğim. Şirin, okulun iki köpeğinden biri. Ön patilerinden biri yok. Sokakta yaşayamayacağı için sahiplendirilmek için çok uğraşılmış. Kimse istemeyince yeniden sokaklara dönmek üzereyken bizim okul, "Bize getirin." demiş ve Şirin okullu olmuş. O, çok mutlu bir köpek. Çocuklar ona aşık, o da çocuklara. Aslında bu bile yeterli, okul hakkında fikir sahibi olmaya...










1 May 2017

Gelincikler

Günler bağlanıyor birbirine ve ince boyunlu gelinciklerle bezeniyor bahçeler...





24 Nis 2017

Tel Örgüler Arasında

Ormandan denize inen tozlu yol. Kaba toprakta insan izi, inek izi, köpek izi. Çıkıyor ılık bir rüzgâr, adımların çavunlarını siliyor. İki yanda ekin tarlası. Doğu tarafa düşen çevrili. Batı alabildiğine hür. Tel örgüler arasında ekinler, mapushaneleri dolduran fikir suçluları gibi. Sahi, fikir bir suçu tanımlar mı? "Eveti gayrimeşru gösterme." diye bir suç kitapta yazar mı? Muhalefet etme hakkı elinden alınan bir insanın öfkesi daha ne kadar çarpar duvarlara?
Rüzgâr, ekinlerin üzerinde dolanıyor. Tehdit ediyor, örseliyor, yerden yere vuruyor lakin başaklar dirençle hep sola eğiliyor.





11 Nis 2017

Çiftlikte Gün

Folluktan yumurtaları toplayıp çıkan Ata, horoz ile karşılaşır: "Ama anne yumuytayayın babası kızıyoy bana!"