28 Şub 2017

Toni ve çocukluk

İnsanlara karşı olan ilk öfkemin adı Toni. O benim ilk köpeğim. Anılar dört yaşından sonra hatırlanır derler ya, ben de aşağı yukarı o yıllarla beraber hatırlıyorum Toni'yi. Evvelinde ilişkimiz üzerinde pek bir şeyden söz edemeyeceğim.

Anne ve babamın öğretmenlik yaptığı köylerden birinde doğmuşum. Çukurova'da bir dağ köyü; Kelebek. Kelebek'ten trenler geçerdi. Okul lojmanı, eteklerinin ay çiçeklerini nakşettiği bir tepe üzerindeydi. Buradan kuş bakışı trenleri izlemek en sevdiğim oyundu. Çukurova ekspresinin sesini Toni benden evvel duyar, neredeysem koşarak yanıma gelirdi. Sırtına binip uçurum kenarına giderdik. Yan yana oturur, treni beklerdik. Uçsuz bucaksız pamuk tarlalarının arasında yılan gibi süzülerek geçerdi tren. Aşağıdaki istasyonda durur, bırakacak yükü ya da yolcusu varsa indirip, Güney'e doğru giderdi.

Trenler çoğunlukla, anne ve babamın derste olduğu saatlerde geçerdi. Olur da annem beni o uçurumun kenarında bulursa, akşamında evde halamın duyamayacağı alçak sesli kavgalar olurdu. Bana bakması için halam bizimle kalıyor, üstelik bunu maaşlı yapıyordu ama uçarı, gençlik halleri vardı işte. Çoğunlukla küçük el aynasında; yüzünü, gözünü düzeltir köy bakkalına götürürdü beni. Bakkal, okula hayli uzak olduğundan; varmadan evvel cebinden küçük yaldızlı aynasını tekrar çıkarır son kez yüzüne bakardı. Bunu neden yaptığını sorduğumda, "Terledim mi ona baktım." derdi.  "Peki ben terlemiş miyim, bana da bak" diyecek olursam ya da farklı bir şey ne dediğime aldırmadan “Abime söyleme bak bugün buraya ikinciye geldiğimizi.” diye tembihlerdi.

Bakkalın önünde asma yaprakları ile bezeli bir çardak ve birkaç da masa vardı. Askerler orada oturur, tütün ve çay içerlerdi. Bazen babam da o çardakta otururmuş. Bunu hiç görmedim ama annem söylenirken duyardım. Babamı sorduğumda, "Nerede olacak komutanla içip, devrim yapıyordur." derdi. Komutanı biliyordum, burada en saygı duyulan adamdı. Darbe komutanı değilmiş, öyle derlerdi. Darbe neydi bilmiyordum ama beni bir şekilde etkilediğinin farkındaydım. Darbe gelmeseymiş adım Burcu olmayacakmış. İlk kızının adını Emek koyan babam, "İkinci olursa kız ya da erkek fark etmez Devrim koyarım." diyormuş. Darbeden sonra doğmama rağmen babamın kararsızlığı sürmüş. Sürpriz misafir olan bana takvim yaprağına bakarak isim konmuş. Olsun ben yine de adımı seviyordum. Şimdi sıkça karşılaşsam da o dönemde köyde kimsede yoktu. Adımdan mütevellit güzel koktuğumu düşünürdüm ama halam beni banyoya sokarken hep: "Köpek gibi kokuyorsun." derdi. Bu beni güldürürdü çünkü Toni ile bütünleştiğimi düşünürdüm. Bence halam iyi koku alamıyordu inekler daha baskın koktuğu halde bir defa olsun ahır koktuğumu söylememişti. Ahırda atların ya da ineklerin bacaklarının arasında dolaşmayı severdim. “Yaklaşma sakın süser.” diye uyaran çok olurdu ama bir kez olsun hayvanların canımı yaktığını hatırlamıyorum. Bir keresinde köy çeşmesinde Meziyet'i süsmüştü bir öküz. Ben de gördüm. Meziyet, çok kabaydı ve ben onu hiç sevmezdim. Yüzü keselenmekten kızarmış gibiydi, sanki hamamda yaşıyordu. Onu, ne zaman hayvanlarla görsem elinde büyük bir değnek olurdu. Hayvanların canını acıtmaktan çekinmiyordu. İnekler ve keçiler gibi garip sesler çıkarır ve onları ittirirdi. Elindeki değneği meşe ağacından yapmış, iyi ki cevizden kopma değil. Babam, ceviz ağacı için "Çok sert." derdi. 
O gün hayvanları yalağa getirdiğinde siyah öküz altına altı Meziyet'i. Kim bilir ne yaptı pancar suratlı, yok yere eziyet etmez hayvanlar. Meziyet'in ailesi de bizi sevmiyormuş. Babamı kitapları yüzünden ihbar eden de onlarmış. Bunu herkes biliyor fakat babasının büyük toprakları olduğundan susuyordu. Köylülerin bir kısmı o toprakları ekip-biçiyordu.

Altı yaşıma basmıştım ve yaz gelmişti. Okulların kapanması ile beraber babam halamı Adana'ya gönderdi. Halam çok ağladı. Asker ile bir daha görüşemeyeceğini düşünüp üzülmüştü. Onun yıllarca devam eden bu sırrını hep sakladım. 

Birkaç gün sonra, şehirden bir zarf geldi. Mersin'in bir köyüne taşınmamız gerekecekmiş. Annem, artık şehirde çalışmayı hak ettiğini söyleyip, sızlanıyordu. Bütün bunların nedeni siyasiymiş. Siyasi denen şey beni de üzüyordu, Kelebek'ten ayrılmak istemiyordum. Üstelik gideceğimiz köyün adı çok daha çirkin; "Parmakkurdu" bu beni korkutuyordu. Kurtlu parmaklıların içerisinde ne yapardım?
Bir hafta içerisinde hazırlandık. Neredeyse tüm köy, toparlanmamıza yardım etti. Eşyalarımız kutulara konuldu, önce biz araba ile yeni köye gidecek oradaki lojmanın durumuna göre buradaki eşyalarımızı alacaktık.

Toni, bizimle gelmedi. Annem kamyon ile sonradan gelebileceğini söyledi. Onu komşularımızdan Sebile Teyzelere emanet edip gittik. Bütün bir yazı Eskişehir’de anneannemlerde geçirmek zorunda kaldık. Babam ve annem sürekli kavga ediyor, annem bir daha dönmeyeceğini, tayinini bu tarafa isteyeceğini, söyleyip duruyordu. Eskişehir’den nefret ediyordum. Beni babasız ve Toni'siz bırakan her şeye karşı dinmez bir öfkem vardı. Dayım beni kucağına alıp, annemin de acı çektiğini, söylerdi. Bu hikayede haklı kimdi bilmiyordum. Yalnızca evime, Kelebek’e dönmek istiyordum. Yaz boyunca babam ara ara geldi. Sonunda annemi ikna edip, Mersin’e dönmek için hepimizi istasyona götürdü. Artık trendeydim ve belki de Toni, o uçurumun kenarında beni bekliyordu. Trenden nasıl indim. O yarı nasıl tırmandım hatırlamıyorum.

Yamacın başına geldiğimde soluksuz kalmıştım, Toni ortalıkta görünmüyordu. Okulda ya da bahçede değildi. Kulübesi de boştu. Dudak büzüp aramaya koyuldum.

Vedalaşmak için gelenlerden birisi babama; "Köpeğe zehir atmışlar hocam. Enikleriyle beraber öldü." dedi. Babam kulaklarımı tıkamak için bir hamle yaptıysa da geç kalmıştı; duymam gerekeni duymuştum.

Küçük dünyamın, ilk başıma yıkılışı o andı. Toni, anne olmuştu ve ben yanında değildim. Bebeklerini göremedim bile... O, yoktu artık; ilk dostum, çocukluk arkadaşım ölmüştü. Sarı kısa tüyleri yoktu, avuçlarıma sığmayan kocaman patileri yoktu, yüzümü koklamaya çalışırken popomun üzerine düşsem de yara bere içerisinde kalsam da asla kızamadığım yoldaşım, oyundaşım gitmişti. 

O gün komutanla vedalaşmaya gittik. Bana, bunu yapanları yakalayıp ceza vereceğinin sözünü verdi. Aslında kim ya da kimler olduğunu tahmin edebiliyordum, onlar hayvanlardan nefret ediyordu, tıpkı kitaplardan ettikleri gibi. 

Ben; o sarı, köhne tren istasyonunun hüznünü Kelebek'te bıraktım. Toni'nin; toprak rengi sitem sitem bakışlarına, dilsiz vedalaşmalarımızı gömdüm...

17 yorum:

  1. Çok kuru kalacak ama yazını çok beğendim. İlk defa duyduğum kelimelerle tanıştırdın beni.

    YanıtlaSil
  2. Ooooff,öldürdün beni Burcu,ağlaya ağlaya yazıyorum,Toni'nin yaşadığı özlemi ta içimde hissettim.Ben de köpeğimden annemin yüzünden ayrı düşmüştüm ama sen çocukmuşsun,ben koca doktordum da hayır diyemedim,kaç geceler ağladım da bir şey yapamadım,yapmadım.Hay Allah yaa,al makyaj falan aktı hepten.O kadar da güzel anlatmışsın,masal gibi ama sonu fena oldu be Burcu.

    YanıtlaSil
  3. Ağlattı beni Toni'nin hikayesi:( oysa ne güzel başlamıştı anıların, yaşadıkların ilk başta okurken "Hala bakkala sevdalıymış:)" (yanlış anlama ayıp değil ya)diye yorum yazacaktım gülecektik karşılıklı (birbirimizi görmesek de....)ama sonra gammazı Meziyet'le sezdim kötü bir şeyler olacağını...başlıkta da insanlara karşı öfkemin adı Toni demişin zaten eyvah dedim:( yavrularıyla birlikte bunu yapan acımasız kimse, Meziyet di belki ya da onların ailesinden başka biri umarım beter olmuştur, beddua etme derler layığını bulsun diyorum eğer hala bulmadıysa ama bence çok çabuk bulmuştur merak etme:( Toni şimdi yavrularıyla cennettedir:(( insan olmak kolay değil işte, her iki ayağı, iki eli olan insan değil, gammazcılar kedi, köpek sevmez her zaman öyle oluyor tesadüf değil herhalde...canım, Allah sabırlar versin beni o kadar ağlattı sen kimbilir ne haldesindir:(((
    :((((

    YanıtlaSil
  4. Söyleyecek hiçbir şey bulamadım.

    Yalnız öyle güzel anlatmışsın ki gözümün önüne geldi her şey. Öpücük yolladım Tony'nin üzerindeki minik Burcu'ya...

    YanıtlaSil
  5. Kelebek köyüne bayıldım... Heidi geldi aklıma sen anlatırken... Hani dik bir tepenin üzerinde beklerdi de yuvarlanarak koşardı ya... İşte o manzara geldi aklıma....

    Sonra babamın köpeklerinin hikayelerini... Nasıl güzel anlatırdı senin gibi... Onlara olan sevgisini, özlemini , güzelliğini nakış gibi işlerdi... Sende de aynı hisse kapıldım... Çok nadide bir sevgiyi...

    Şimdi ben yeniden başlayacağım yazıyı okumaya, yüreğine sağlık ♥

    YanıtlaSil
  6. Hayvanları yok edenler bu günde var canım ne isterler masumlardan anlamam çocukluk anını roman tadında okudum eline sağlık.

    YanıtlaSil
  7. Böyle uzun yazıları okurken sıkılıyorum senin yazınıda uzun görünce okuyamam şeklindeydim ama sonuna kadar geldim.Halanla askerin sırrını merak ediyorum onu da başka bir postta yazarsan zevkle okurum.Sen çok duygusal bir insansın hala bu anıları unutmamış olman bunu gösteriyor kıyamam sana yaa 😪 💞

    YanıtlaSil
  8. <3 Çok duygulandım.. Çok güzel yazmışsın.

    YanıtlaSil
  9. Bu akşam farklılığının nedenlerinden birini öğrendim. Derinliklerinde kim bilir daha neler gizli.

    YanıtlaSil
  10. Nefis bir öykü olmuş bu. Güzel bir anlatım, etkileyici...

    YanıtlaSil
  11. N'aptı sonra hala? Başkasıyla evlendi mi?
    Yazsana yine böyle güzel güzel eski hikayelerini, okuyalım biz de güzelce :)

    YanıtlaSil
  12. Yanıtlar
    1. burcucum son postumdaki videoma konu mankeni oldun canım:)

      Sil
  13. Çocukluk hikayeleri dinlemeyi çok severim. Hüzünlü bir hikaye ama beni de aldı götürdü Kelebek köyüne, o uçurumun kenarına. Hiç sıkılmadan okudum ♥

    YanıtlaSil
  14. ağlattın beni arkadaşım,
    çocukluk anıları hep hatırlanır değil mi...
    hele ki dostluklar,
    bizimde vardı toni' miz..Kısa boylu tüylü bir köpekti.
    bizde köy çocuğuyuz, kalabalık aileydik
    öldüğünde kardeşlerimle cenaze töreni bile yapmıştık...
    bahçeye gömmek içinde baya mücadele vermiştik büyüklerimizle...
    Sevgilerimle Gül

    YanıtlaSil
  15. Burcu ağlattın beni. Toni'ye ağladım, çocukluğuna ağladım, Kelebek'e ağladım.
    Kalemin ne kadar güzel, ne kadar etkili. Lütfen daha çok yaz.
    Pancar suratlı Meziyet e de oh olmuş :)

    YanıtlaSil
  16. Ağlamak istemiyorum. Benim gibi balık kadını çok etkilenir hemen. Yüreğine sağlık...

    YanıtlaSil