17 Tem 2017

Abant Faytonları

Boyunlarında çanlar; morlara, allara bezeli eyerleri,  kırbaç altında dört nala koşuyor atlar. Arkada beş kişi, kucaklarda çocuklar şarkı söyleyip, keyif çatıyor. Biriyle göz göze geliyorum, bakışlarımda kallavi bir küfür.

Canım sıkkın göl kenarında biraz dolaştıktan sonra, faytonların beklediği alanlardan birine denk geliyorum. "Buyurun gezdirelim abla." diyor sivri suratlı bir seyis. Düşünmeden hınç ile dalgalanıyorum: "Atların ömründe yıl çalayım diye mi?"*

Adam afallamış, biraz duraksadıktan sonra: "Abla bizde plakasız fayton çalışmaz." diyor manasızca. Kenarda iplikleri çıkmış yolluk üzerinde oturan bir amca ayağa kalkıp yanımıza geliyor. "Atların su yalakları nerede?" diye soruyorum ortaya. Sivri suratlı, dudağın ucunda gülümseme aklınca bilgi satıyor: "Atlar yemek - su üstüne koşarsa çatlar."
"O halde milli park kapanana kadar bir şey yedirip içirmiyorsunuz." 
"Yerse, çatlar hanımefendi." Sivri, tutumumu görünce ablalıktan hanımfendiliğe terfi ettiriyor beni. "Yazık, tüm gün aç susuz kalan atların sırtından yemek yiyorsunuz!" Çatlak sesiyle amca giriyor söze: "Kızım, benim atlar yayılıyor tee şurada." Ağaçlar altında yularsız gezinen atlara bakıyorum. Amca devam ediyor: "Ben de arabacıydım, ekmek parası başka işten anlamam. Bir gün hayvanlardan biri koşamaz oldu, stepnede at da yok. Mecbur kaldım, gebe atı sürdüm. Yolda kaykılıverdi. Araba devrildi. Hayvan da öldü doğmamış tayı da. Hem malımdan oldum, hem canım sızladı. Sattım, savdım arabayı ama işten, attan ayrı kalamadım geldim şimdi yine köyden aldığım atları çayıra saldım. Burada isteyenleri bir tur -iki tur ata bindiriyorum. Hayvan kapasitesinin üstüne çıkmıyor, yorulmuyor. Ben de çok şükür yevmiyemi çıkarıyorum." Amca, günah çıkarırken arkalardan bir ses, "Hoop Gaşım!" diyerek,  Sivri'yi çağırıyor.  Yeni müşteriler, yağlana ballanaa faytona bindirilirken amca devam ediyor. "Bu ceketsizler atçılık ne bilmez, dört tekeri takan at koşuyor. Belediyeye parayı veren plaka alıyor, ehliyet alıyor. Bıraksan eşeği dehleyemez bunlar."

Konuşmamızı gelen geçen, pazarlık eden fayton müşterileri tanıklık ediyor. Kulaklarına atlarla ilgili merhamet sözleri çalındığı halde binmekten tek vazgeçen olmuyor. Bütün bunları bilip de "Aman ben binince mi ölecek" anlayışıyla rahatına bakmak niye? Keyifse göl kenarında yürümek daha güzel ya da bisiklete binmek.

Abant'a giriş ücreti 12 lira, bisiklet kiralamanın saati 11 lira, faytona binmenin vicdan azabı ise bedelsiz.

*Bir yerde okumuştum. Atlar yaklaşık 25 yıl yaşarmış fakat fayton çekmeye başlayan bir at en fazla 2 yıl içerisinde hayatını kaybedermiş.







9 yorum:

  1. Biz de Çıldır Gölü üzerindeki faytonlara binememiştik. Sabahtn akşama kadar buzun üzerinde kızak çekiyorlardı. İnsan üzülmeden edemiyor.

    YanıtlaSil
  2. Farkındalık katan bir post.Faytonlara hiç böyle bakdığım olmamıştı.Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  3. yaşananlar ve yaşlı amcanın anlattıkları aklıma bu faytoncuların iyi bir eğitime ihtiyacı olduklarını getirdi..tam emin değilim ama sanmıyorsam yurt dışında özellikle de ab ülkelerinde bu konuda sıkı bir eğitim veriliyor bu konularda..türkiye,de de yapılması gerekir..büyük şehirlerde faytoncuları çok görüyoruz mesela..atlar ve faytonculuk konusunda özellikle de atların sağlığı ve güvenliği konusunda ciddi eğitimlere ihtiyacı var faytonculuk yapacakların..

    resimler gene harika..kartpostallık resimler olmuş..:)) elinize sağlık..

    YanıtlaSil
  4. Vah, vah hamile atı koşturmuş, anasını, bebeğini öldürmüş:(((hala da bu işi yapıyor git ayakkabı boya, simit sat namussus herif..:(((çok üzüldüm:(

    YanıtlaSil
  5. Çok üzüldüm bu bilgiyi bilmezdim,ömürlerinin bu denli kısaldığını öğrenince içim sızladı:(
    keşke herkes senin kadar duyarlı olsa..
    hele o hamile atı çalıştıran vicdan yoksununa diyecek birşey bulamadım.

    YanıtlaSil
  6. Canlıyı sadece insan olarak görürsek olacağı da bu. İşe ticari heveslerde girince taşınan canın hükmü de kalmıyor demek ki. Buruk bir şekilde okudum yazınızı. Umarım tüm canlılar hayatında hak ettiği değeri bulur. Zira bir canlının canını yakmak bile cinayettir...

    YanıtlaSil
  7. İlgiyle okudum. Para gözlülükte sınır yok maalesef. :)

    YanıtlaSil
  8. Yürüyerek gezmiştim ve çok da kkeyifli olmuştu. Çiçeğin böceğin resmini çeke çeke...
    Ada'da da kıyamamıştım o atlara ama bisiklete de yokuş yukarı cesaret edememiştim... Bir an evvel şuralara elektrikli birşeyler konusunda atlar da rahat etsin...

    YanıtlaSil
  9. Böyle yerleri yürüyerek gezeceksin. Faytonlar atların bu dünyadaki cehennemi olsa gerek..

    YanıtlaSil