31 Eki 2017

Minik Ayaklar Üşümesin

Bitlis'te akşamları hava şimdiden -3 derece oluyormuş. Yatılı bir kasaba okulunda görev yapan bir öğretmen söyledi. "Bina buz gibi, devletin verdiği yakıt az, veliler kendi imkanları ile bir şeyler veriyor ama yetersiz." dedi. Direkt bana söylemedi ben üçüncü şahıs olarak dinledim. Annelerin ördüğü patikler giymekten aşınıyor, çoğunun ucu deliniyormuş. Çocukların çorapları delik, lastik terlikle yatana kadar duruyorlarmış. Hayali bile zor.

Ne yapabiliriz, üzülmekten başka. Çorap! Çocuklar harçlıklarıyla Bitlis'teki akranlarına çorap alabilir. Hem paylaşmayı, yardımlaşmayı öğrenir hem de iyilik yapmanın tadına varırlar. Evet, bütçeyi sarsmayacak ufacık bir hediye. Kalın çoraplar. Toplayabildiğimiz kadar. Evlerinden uzakta olan bu çocukların ayakları üşümesin. Ata'nın sınıfındaki velilere yazdım, şimdilik pek ses veren olmadı. Umarım katılım olur ama burada nicedir etkileşim halinde olduğum insanların el vereceklerine daha çok inanıyorum. 7-13 yaş aralığında kızlar için külotlu, erkekler için diz altı kışlık çoraplara ihtiyacımız var. 600 kişilik bir okul olduğu için bu kampanyanın çok fazla insana ulaşması gerekiyor. Yollamak isteyenler blog adreslerini belirterek, kargo adresi için bana yazabilir. Yollayamayıp gönlü o çocuklarla olanlar da duyurabilirse çok mutlu olurum. 

Paketler okula ulaşınca, fotoğrafları burada yayınlayacağım. Kalbinizin sıcaklığı, çocukları ısıtacak. İyiliğinize ihtiyaçları var.  

23 Eki 2017

Ağaç Mezarlığı

Alanya - Sapadere yangını senenin en büyük yangınıydı. 21 hektarlık ormanlık alan yok oldu. Ağaçlarla beraber, kaplumbağalar, sürüngenler, yuvadaki kuşlar da öldü.Yazın kavurucu sıcağında, alev alev yandı güzelim orman. Üzerimizden yangın helikopterleri geçerken, haberler yangının kontrol altına alınamadığını söylüyordu. Bu anlarda elin kolun balı kalıyorsun. Yakanlara küfrediyorsun çaresiz, bekliyorsun, ağlıyorsun cayır cayır.

Yangının üzerinden birkaç ay geçti. Orman şimdi ağaç mezarlığı gibi. Temizleme çalışmaları devam ediyor. Ağaçlar kesiliyor, işe yarayanlar kamyonlara doldurup, kereste fabrikasına gönderiliyor. Alan açılıyor, yeniden ağaçlandırma çalışmaları ne zaman başlayacak en ufak bir fikrim yok. Yöre halkının dilinde HES projesi dolaşıyor. Kasti miydi bilmiyorum.

Yangının en kuvvetli olduğu alana geliyoruz, korkunç bir fırtına. Bu havada! Sarıya çalan toprağı kaldırıp kaldırıp atıyor rüzgâr. Değil inip bakmak, araç bile geçemiyor o yoldan. Aşağıya doğru inince zeytinlikler arasında iki köylü, düşünceli. Devlet yanan bahçelerine destek vermemiş. Hala, gelip incelerler diye yanık ağaçları bahçelerinde tutuyorlar. Biraz sohbet ediyoruz; "İçim yanıyor." diyerek söze başlıyor birisi. "Uyuyup, uyandım ateş olmuş yanmış buralar." Sigarasından derin bir nefes çekiyor, gözlerini kısarak: "Doğma büyüme Sapadereliyim. Daha böyle bir rüzgâr görmedim. Sıcak havada bir rüzgar eserdi burada hünük der büyüklerimiz. Serinliği gelirdi. Yangından sonra hünük de yakar oldu. Ağaç yaprakları kavrulunca tozu toprağı tutamıyor. Hünük, ta yukarıdan vuruyor toprağın ateşini aşağıya."

Yangının ekosistem üzerindeki etkisi yıkıcı. Evrimleşerek tohumlarını toprak altında ısıya karşı dirençli hale getiren bitkiler hariç, yanan bu alanlarda eski bitki örtüsünden eser olmayacak. Ağaçlandırma için ilk aşamada insan eline ihtiyaç var. Ata, çok üzülüyor. Tek tek sarılmaya çalışıyor ağaçlara, "Beyki canlanıylay anne." dedikçe dağlanıp duruyor içim.








11 Eki 2017

Sarı Begonvil

Buralarda turistlerin en çok fotoğrafını çektikleri çiçek begonvil, hemen ardından ise zakkum geliyor. Begonvilin asıl çiçekleri bu renkli kılıfların içerisinde. Çiçekleri çevreleyen bu kılıfları, yapı olarak kağıt parçalarına benzetiyorum. Kuruyup düştükleri zaman bile biçimlerini koruyorlar. Bu çok yıllık tırmanıcıların en sık rastlanılan renkleri pembe ve mor lakin sarısı da beyazı bir başka güzel.