27 Kas 2017

Teşekkürler

Merhaba,

Bitlis'te yatılı okuyan ilköğretim öğrencilerine çorap yollamak istediğimizi yazmıştım. Hayatımda ilk defa böyle bir bağış projesine girdim. Daha evvel hayvanlar için mama toplamıştım fakat böylesine büyük bir iş değildi.

Burada yüz yüze hiç tanışmadığım lakin yazdıklarıyla kendilerini belli eden gönlü güzel insanlar olduğunu biliyordum fakat bu kadar ilgi beklemiyordum. Büyük - küçük demeden paket yağdı. 600 kişilik okul için tam tamına 3725 çorap geldi. Evet! Müthiş bir sayı. Ben size ne diyeyim. Mutluluktan ağlattınız beni. Eve sığamadı paketler. Ata'nın okulundaki atölye odasında yaş gruplarına göre ayırıp tek tek hediye paketi yaptık. İkisi Bitlis'te, biri Erzurum'da olmak üzere üç yatılı bölge okulu için koliler hazırladık.

Buradaki blog arkadaşlarımın çoğu ilgi gösterdi. Çevresi ile iletişime geçip sayıyı çoğaltan, elinden geldiğince paket yapıp gönderen, içlerine minik minik notlar ekleyen, yollayamayıp da duyuruyu paylaşan...

Mersin, Balıkesir, Ankara, İzmir, İstanbul, Antalya, Sinop, Tekirdağ, Çanakkale...

Bağışta bulunan arkadaşların isimlerini tek tek yazmayı çok isterdim ama bir kişiyi bile atlarım diye korkuyorum çünkü çok fazla paket geldi. Başlarda isim-il ve sayı olarak notunu alıyordum ama sonradan bir yığılma olunca ipin ucu kaçtı. Çorap dışında, ısrarla ortak havuz oluşturup bağış yapmak isteyenleriniz oldu. Birebir yerinde olmadığım için denetimsizlik yüzünden bu sorumluluğu alamadım. Para yardımı ciddi bir iş, yerine ulaştığından emin olmam için Bitlis'te bulunmam şarttı. Bir şeyler yapma arzunuz, insanlığa dair bitmiş umutlarımı yeşertti.

Bu projeyi Twitter üzerinden de duyurmuştum. Orada beni tanımayan insanlar haliyle durumu sorguladılar. İnsanlara uzun uzadıya laf anlatmak, güven kazanmak benim gibi biri için cidden zorlu bir süreçti. Kimisi yardım etmediği halde çorapları cebe atma ihtimali ile suçlamada bile bulundu. Kimisi ise hiçbir şey sormadan adres istedi. "Bir şey sormayacak mısınız?" dediğimde, "Yurtta büyüdüm." yazdı. O anda el ele tutuşmanın güzelliğini taa derinde hissettim.

On yıldan daha uzun bir süredir görüşmediğim bir arkadaşım vardı, Uğur. Yazıyı okur okumaz, "Ne yapabiliriz?" diye sordu, iş yeri birlikle bir okula yetecek kadar çorap gönderdi.

Fenerbahçe basketbol tayfa. Burayı okumayacaklar biliyorum ama içlerinden biri iletimi grubuna iletmiş. Çorap dışında bir şeyler yapmak istediler. Okula 600 mont yolladılar.

Erzurumspor, direkt okula kolilerce ev ayakkabısı, oyuncak, futbol topu yolladı.

Paketler yola çıktı. Dağıtımdan fotoğraflar gelince paylaşacağım.

Başardık! Bir kıvılcım, ateş oldu ısıttı yürekleri. Evlerinden uzakta, yurt yataklarında uyuyan çocuklar adına hepinize çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız.




10 Kas 2017

Öldüğünü Söyleme Sakın

Ata, bugün ilk şiirini 10 Kasım etkinliklerinde, Atatürk için okudu:
"Doktor doktor kalksana, lambaları yaksana..."

Evdeki ezberlerden birinde dayanamadı; "Ben Anıtkabir'e gidip, Atatürk'ü oradan çıkarıp doktora götüreceğim. Oradaki askerler kötü askerler mi Atatürk'ü hastaneye götürmüyorlar?" İzah etmeye çalıştım. Diretti yine.
Akşam üzeri Koç'un hazırladığı tanıtım filmini izlerken ağlamaya başladım. Yanıma geldi, "Merak etme Atatürk gelecek, az kaldı anne. Ağlamadan kibarca bekle." dedi. "Dönmeyecek oğlum neden anlamak istemiyorsun." deyiverdim düşünmeden.
Durdu bir müddet, büzdü dudaklarını; "Çünkü çocuk kalbim var benim. Sen öyle söyleyince hayallerim kırılıyor. Bir daha öldüğünü söyleme sakın."